Bir Kadın Gezginin Maceraları

Yazar: tatligezgin

  • Gambiya Vizesi ve Motosiklet İçin Gerekli Evraklar

    Gambiya Vizesi ve Motosiklet İçin Gerekli Evraklar

    Gambiya Vize, Trafik Sigortası ve Kara Sınırından Ülkeye Giriş-Çıkış :

     Gambiya Türk Vatandaşlarından vize istemiyor!

     Motosiklet Gümrük İşlemleri ve Ücreti :

     Gambiya’ da 15 güne kadar motosiklet sürmek için passavant’ a ücret ödenmiyor diye biliyorduk ama bizden motor başına 5.000 CFA istediler. Bizde kuzu kuzu ödedik. Gambiya’ dan çıkarken passavanta çıkış kaşesi basmak için motor başına 1.000 CFA istediklerini jetonumuz düştü bizi girişte güzel öpmüşler diye.

     1.000 CFA ödemedik. Çıkış vermiyoruz, Senegal’ e girerken sorun yaşarsınız dediler. Bizde passavant sizin olsun bizim Karnet’ imiz var Senegal çoktan onay verdi dedik. Öyle olunca bastılar kaşeyi gönderdiler bizi.

     Bu arada Gambiya, Carnet De Passages’ i kabul ediyor. Biz emin değildik ve sormak aklımıza gelmedi. Gambiya’ ya girerken soru bile sormadan direk Karnet’ i uzatın. İşlemlerinizi yapacaklardır.

     Karnet (Triptik) başvurusu nasıl yapılır?

    Motosiklet Trafik Sigortası:

     Gambiya, Batı Afrika – Kahverengi Trafik Sigortasını kabul ediyor.

     Batı Afrika (Kahverengi Sigorta) Trafik Sigortası için tıklayın…..

     Gambiya Giriş- Çıkış Sınır Kapıları :

    Senegal’ den Karang üzerinden Gambiya’ ya giriş yaptık. İşlemlerimiz en fazla 10 dakika sürdü. Soma’ dan çıkarken de aynı şekilde rahat çıktık, rüşvet isteme kısmını saymazsak.

  • Senagal Vize, Trafik Sigortası ve Kara Sınırından Ülkeye Giriş-Çıkış

    Senagal Vize, Trafik Sigortası ve Kara Sınırından Ülkeye Giriş-Çıkış

    Senegal Türk Vatandaşlarından vize istiyor mu istemiyor mu hala anlamış değilim.:) Bildiğim kadarı ile 2017 itibari ile vize kalktı.

     Motosiklet Gümrük İşlemleri ve Ücreti :

     2.500 CFA passavant’ a (ülkeye motosiklet girdime izni) ödedik, Diama sınır kapısında (Moritanya-Senegal) 5 iş günü içinde Dakar’ dan passavant’ a kaşe bastırmanız gerekiyor. Eğer bu işlemi St. Louis’ den yaptırmak isterseniz inanılmaz rüşvet istiyorlar. O yüzden sınır kapısında Dakar’ a gidiyoruz demenizi tavsiye ederim.

    Passavant ile Senegal’ de yola devam edecekseniz Dakar’ da 15-20 dakika içinde belgeye kaşe bastırabiliyorsunuz ve 15 gün ülkede motosikletle gezme iznini almış oluyorsunuz.. Bir 15 gün daha uzatabilirsiniz ama ne kadar ödemeniz gerektiğini bilmiyorum.

    Senagal, Carnet De Passages’ i (Triptik Karnesi) kabul ediyor. ( Ama her durumda 2.500 CFA ödüyorsunuz.) Dakar’ da ana limanda Karnet işlemlerinizi 35-40 dakika da halledebiliyorsunuz. Ülkede ne kadar kalacağınızı soruyorlar ve 6 aya kadar Karnet’i kullanabiliyorsunuz.

     Karnet( Triptik) başvurusu nasıl yapılır? 

     Motosiklet Trafik Sigortası :

     Batı Afrika (Kahverengi Sigorta) Trafik Sigortası kapsamındaki ülkelerden biri.

     Batı Afrika Trafik Sigortası detayları için tıklayın….

     Senegal’ e Giriş- Çıkış Sınır Kapıları :

    Senegal’ e Moritanya’ nın Diama sınır kapısından girdik.

    4.000 CFA Moritanya- Senegal arası köprüye ödemeniz gerekiyor. Eğer yanınızda CFA yoksa 10 EURO istiyorlar.

     Pasaport işlemleri için kapıya gittiğimizde, kimse bana vize sormadı ve kaşeyi bastı pasaporta.

    Senegal’ den Karang üzerinden çıkış yaparak Gambiya’ya geçtik. Sınırda, Senegal’ in Türk vatandaşlarından vize istendiğini vizesiz çıkamayacağımız söylediler. İyi de bunu söylemek için çok geç değil mi? Ülkeye girdim bir kere vizesiz o zaman vizesiz çıkarım arkadaş!

    Senegal’ e yeniden giriş yapacaksanız Karnet’ te çıkış işlemlerini sakın yaptırmayın! Yoksa yeniden Dakar’ a gitmeniz gerekir. Gambiya’ ya geçerken ülkeye yeniden gireceğinizi belirtin yeter.

     Gambiya’ dan Soma üzerinden yeniden Senegal’ e girerken yüzümüze bile bakmadılar. Pasaportları alıp içeri girdiler. 2 dakika sonra geri gelip pasaportları verdiler. Hiç bir şey kontrol etmediler bile. 🙂

     Yolumuza Senegal’i n güneyinden devam ederek Ziguinchor üzerinden Gine Bisau’ ya giriş yaptık.

    Tekrar hatırlatayım, Batı Afrika’ da sınır kapıları akşam 6 olunca kapanıyor…..

  • Moritanya Vize, Trafik Sigortası, Gümrük İşlemleri ve Sınır Kapıları

    Moritanya Vize, Trafik Sigortası, Gümrük İşlemleri ve Sınır Kapıları

    Açıkcası Moritanya sınır kapısına gelince Afrika’ ya geldiğimi anladım. Fas’ tan çıktıktan sonra sınıra kadar olan 2 km. yolda motosiklet sürmeye çabalarken ilk söylediğim : ”Afrika’ ya hoş geldin” oldu. Sınıra gelip etrafıma bakınca aynı cümleyi tekrarladım.

    Moritanya Vize Başvurusu İçin Sınır Kapısında Gerekli Belgeler :

     Sadece Pasaport yeterli. Fotoğraf istemiyorlar, kendileri çekiyor.

     Moritanya vize ücreti :

     55 EURO. Yanınızda Euro yoksa USD ödeyebilirsiniz ama 70 USD istiyorlar. Sınır kapısındaki döviz bürosuna gidip para bozdurma şansınız yok vize ücreti ödemek için aklınızda bulunsun!

     Moritanya İçin Motosiklet Gümrük İşlemleri ve Ücreti :

    10 EURO. Sınır kapısında önce vize işlemlerini halledip ardından ‘’Customer Service’’ e gidiyorsunuz.

     Moritanya Trafik Sigortası :

    15 günlük motosiklet trafik sigortası 15 EURO. Biz 20 günlük trafik sigortası yaptırıp karşılığında 16 EURO ödedik.

    Moritanya için Trafik sigortası yaptırmak zorunlu mu? Sanırım cevap HAYIR! İçerdeki araçların bazılarının bırakın sigortayı plakaları bile yok. Kontrol noktalında kimse sormuyor. Herhangi bir kaza olsa işe yaramayacak ve yine siz suçluysanız para ödemeniz gerekecek. Yaptırıp yaptırmamaya siz karar verin. Kapıda kalabalık varsa geçeceğiniz şehirlerde sorarak ta sigorta işlemlerini yaptırabilirsiniz. Sınırdan geçerken de kontrol noktalarında da kimse bu belgeye bakmıyor. Beraber yol aldığımız İngiliz arkadaşımız yaptırmadan ülkeye girdi ve çıktı.

    Motosiklet ile Afrika Turu

     Moritanya’ ya Giriş- Çıkış Sınır Kapıları :

     Fas ve Batı Sahara’ dan ardından vize isteyen ilk ülkeye girdik. Moritanya vize işlemleri kapıda yapılabiliyor ama biraz uzun sürüyor. Öğle yemeği molası ve sistem sorunları nedeni ile şanslıysanız 3-4 saatte sınırdan geçip ülkeye girebilirsiniz. Bizim işlemlerimiz 7 saate yakın sürdü.

     Moriyanya’ dan Senegal’ geçiyorsanız Rosso değil Diama sınır kapısını kullanın. Rosso sınır kapısı passavant (araç ülkeye giriş-çıkış izin belgesi, ‘’Customer Service’’ alınan belge) a çıkış kaşesi basmak için rüşveti kapısını 50 EURO’ dan açıyor. Diama Sınır kapısı 10 EURO diyor. Ne kadar öperlerse seni artık. Diama’ da biz 40 dakika süren sohbet ve muhabbetın ardından ücret ödemeden geçtik. Biz ödemedik ama sınır kapısın akşam üstü 5 de gidip 30 EURO ödeyenler ile tanıştık. 🙂

     Unutmamanız gereken en önemli şey! Sınır kapıları sabah 9 akşam 6 arası açık. Giriş-çıkış saatlerinizi buna göre ayarlayın….

     Yanınızda ‘’Fiş’’ bulundurmayı unutmayın!

  • Batı Sahra ve Moritanya’ da ”FİŞ” Olmadan Yola Çıkmayın!

    Batı Sahra ve Moritanya’ da ”FİŞ” Olmadan Yola Çıkmayın!

    Batı Sahra ve Moritanya’ da Polis-Askeriye Kontrollerinin Vazgeçilmezi ‘’FİŞ’’. 

    Batı Sahra ve Moritanya’ ya ya özellikle motosiklet ile gezi planlıyorsanız yanınızda ‘’Fiş’’(FICH) yoksa güneşin altında dakikalarca beklemek sizi mutlu etmeyecektir. Sıcak hiç çekilmiyormuş öğrendik. 🙂

    Fas’ ta hiç bir kontrol noktasında kimse bizi durdurmuyordu ama Batı Sahra’ ya girince her yerleşim yerine yaklaştığımızda 2-3 kilometre ara ile polis, jandarma, askeriye ne varsa durdurup ‘’Fiş’’ soruyordu. Yoksa pasaportu alıp içeri gidiyorlardı ve biz garibanlar güneşin altında dakikalarca bekliyorduk. Sonradan ne olduğunu keşfettik tabi….

    Pasaport ve motosiklet (araç) bilgilerinizin yazılı olduğu basit Fransızca bir kağıt. Elle doldurup 50-60 tane fotokopisini çektirdik. Tüm Moritanya ve Batı Sahra’ da kullandık.

    Bizi durduruyorlar ve tüm konuşma şöyle geçiyor (söylendiği gibi yazıyorum) : ” Bonjur, Sava, Fiş” Ardından yola devam. Arada nereye gittiğini soruyorlar tabi… 🙂

  • Batı Afrika Vizesi (VTE- Visa Touristique Entente)

    Batı Afrika Vizesi (VTE- Visa Touristique Entente)

    Toplam 5 ülkeyi kapsayan Batı Afrika Vizesi diye bir vize olduğunu biliyor musunuz?  Tabi alabilirseniz!

     VTE- Visa Touristique Entente vizesi hangi ülkeleri kapsıyor?

    Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahilleri, Nijer ve Togo için geçerli.

    3 aylık olan bu vize size toplam 60 gün konaklama ve her ülkeye tek giriş yapabilme şansı veriyor.

     Batı Afrika vizesi, VTE nereden alınabilir?

    1- Fildişi Sahilleri’ nin başkenti Yamoussoukro. Ama önce Fildişi Sahillerine girmeniz gerekiyor ve vize ücreti 58 €. Ve VTE vizesi 50€.

    2- Burkina Faso’ nun başkenti Ouagadougou. Kolaylıkla alabiliyorsunuz Batı Afrika vizesini 50 €’ ya ama astarı yüzünden pahalı. Bir aylık Burkina Faso vizesi 40 €. VTE başvurusu yapacaksanız 3 aylık Burkina Faso vizeniz olması lazım. 🙂 Tabi bie diğer önemli konu : Burkina Faso vizesini Mali’nin başkenti Bamako’ dan aldıktan sonra gidip VTE isterseniz yandınız…. Mali’ de ki vize ücreti, Burkina Faso’ nun belirlediği resmi vize ücretlerinden daha düşük. Bu kadar az paraya ülkeye giremezsiniz diyerek ikinci kez vize ücreti alabilirler dikkat edin! Yaşanan örneklerden biliyoruz.

    3- İspanya’ nın başkenti Barselona. Benin Konsolosluğu’ ndan başvuru yapabilirsiniz. VTE, Visa Touristique Entente’ nin ücreti 100€. Vermiyoruz deme şansları var, aklınızda bulunsun…..

     İspanya’ dan başvuru yapmanızı tavsiye ederim. Tek tek başvuru yaparsanız Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahilleri ve Togo için toplam en az 125€ vize ücreti ödemeniz gerekiyor. (Söylediğim bu rakam vizelere hangi ülkelerden başvuracağınıza göre değişiyor.) 25 € fazladan birşey olmaz diyebilirsiniz belki ama bizim gibi motosikletle Afrika yolculuğuna çıktıysanız pasaportunuzda ki her sayfa çok değerli. 4-5 sayfa yerine sadece tek sayfada bütün ülkelerin vizeleri…..

  • Batı Afrika, Kahverengi Motosiklet Trafik Sigortası (ECOWAS)

    Batı Afrika, Kahverengi Motosiklet Trafik Sigortası (ECOWAS)

    Motosikler ile Batı Afrika sularına geldiğimizde trafik sigorta işlemlerini nasıl halledeceğiz diye araştırırken karşımıza çıkıverdi Ecowas-Kahverengi Trafik Sigortası.

    Türkçe Karşılığı : Kahverengi Trafik Sigortası

    Fransızca Orjinal İsmi : Assurance Carte Brune Cedeao,

    İngilizce Karşılığı : Ecowas Brown Card Insurance.

    (ECOWAS’ ın açılımını merak ediyorsanız : The Economic Community of West African States)

    Bizim Avrupa’ ya araç ile çıkmak için yaptırdığımız yeşil kart sigortasının, Batı Afrika ülkeleri için kullanılan versiyonu kahverengi kart sigortası. Anlıyacağınız araba ya da motosiklet ile yolunuz Batı Afrika’ dan geçiyorsa tek bir sigorta ile rahar rahat gezebilirsiniz.

    Batı Afrika (ECOWAS) Trafik sigortası Hangi Ülkeleri Kapsıyor?

    Toplam 14 ülkede geçerliliği var sigortanın;

    • Benin, Burkina Faso
    • Fil Dişi Sahilleri
    • Gambiya, Gana, Gine, Gine Bissau,
    • Liberya
    • Mali
    • Nijer, Nijerya
    • Senegal, Sierra Leone
    • Togo

    ECOWAS-Kahverengi Trafik Sigortasının Ücreti :

    Üç aylık trafik sigortası:15.000 CFA,

    Dört aylık 17.500 CFA.

    Diğerlerinin ücretini bilmiyorum çünkü biz 4 aylık yaptırdık. Uzatmanız gerekiyorsa 14 ülkenin herhangi birinden uzatabiliyorsunuz. İsterseniz bir yıllıkta yaptırabilirsiniz.

     DİKKAT!

    Yukarıda bahsettiğim 14 ülkeden herhangi birisine girerken sınır kapısında size kahverengi kart sigortasını satmaya çalışabilirler almayın! Ödeme yaptığınıza dair faturanın her daim yanınızda olması gerekiyor. Bir sigorta şirketi tarafından doldurulduğuna dair kaşe olması gerekiyor. Aldığınız Batı Afrika trafik sigortasında (ECOWAS) bunlar yoksa sigorta, geçerli sayılmıyor. Bu ülkelerden her hangi birine giriş yaptıktan sonra sigortayı nerede yaptırabileceğinizi öğrenip, acenteye gidebilirsiniz.

  • 21 GÜN DAKHLA’ DA ÇADIRDA YAŞAM VE DOĞA BİZE NE ÖĞRETTİ?

    21 GÜN DAKHLA’ DA ÇADIRDA YAŞAM VE DOĞA BİZE NE ÖĞRETTİ?

    1. BÖLÜM İçin Tıklayın…

    2. BÖLÜM

    Her gün açılan bir ipi yeniden bağlamakla, yerinden oynayan taşı düzelmekle, mutfak tezgahına doluşan kumları temizlemekle uğraşmaktan söylenip duruyorduk ilk başlarda. İyi de neye söyleniyorsun ki? Şu an için gidecek başka bir yer, yapacak başka bir şeyin var mı? O zaman söylenmeyi bırak. İş paylaşımı yap. Yaptığın şeyle mutlu ol. Yoldan topladığın şeylerle kendine bir ev yapmaya çalıştın ve bak iyi kötü işe yarıyor. Ufak tefek aksaklıklar olacak tabi. Her geçen gün daha sağlam bir şekilde yeniden yapmayı öğreniyorsun. Bence bununla mutlu olmalısın. 10 gün sonra artık yaptığımız şeyleri yeniden düzeltmekle uğraşmıyorduk. Sadece kum fırtınası nedeni ile taşların üzerinden kalkan kumları yeniden koyuyorduk. 15 günün sonunda artık bunu da yapmıyorduk. Çünkü başka bir şey daha öğrenmiştik. Kumları sulamak! Evet rüzgar kumları uçuyor değil mi? Kum ıslanınca sertleştiğine göre rüzgar onları bizim taşlarımızın üzerinden alıp götüremez artık. 🙂

    "d</p

    Çadırda yaşıyor olmak derli toplu ve temiz olmaktan vazgeçmek değil. İyide kumun içindeyken her an esmeye başlayacak rüzgar ile çadırda ne varsa kum olacak yeniden. 2 saat önce temizlediğin çadır bir anda kum içinde kalabiliyor. Söylenip öfkelenmek, surat asmak ne işe yarıyor? Yine sen temizliyorsun yine sen topluyorsun. Nerde yaşadığını unutma, çöldesin! Eğer kum yoksa etrafında sorun var demektir. 🙂 Söylenmek yerine çare ara bence… Eşyalarımız daha az yer kaplasın diye kullandığımız iki tane sıkıştırma torbalası vardı. Motordan dururken bir işe yaramıyorlar nasılsa şu anda dedik ve çadıra getirdik. Birisine uyku tulumlarını koyup diğerine gece yatarken giydiğimiz ve çadırda kullandığımız kıyafetleri koyup kapatmaya karar verdik. İşe yaradı mı yaradı. 3. Gün sabahı alışmıştık bile. Kıyafetleri değiştir katla içine koy, çadırın bir kenarında dursunlar. Gel bakalım kum fırtınası artık eşyalarımızın arasına süzülemezsin…

    camping-on-the-desert

     Kıyafetlerde uyku tulumları da küçülünce çadır pek bir büyüdü. Kum fırtınası çıktığında çadırın içinde kullandığımız alan genişledi genişlemesine ama saatlerce yerde oturmak zorunda kalmaktan pek mutlu değildik. Sabah kahvaltı etmekte zorlandığımızda, öğlen doğru düzgün yemek yiyemediğimizde, yerde otururken kumlarla boğuşmaktan bunaldığımızda bazen çaresiz hissediyorduk ve soruyorduk birbirimize ‘’burada ne yapıyoruz? Kalkıp gitsek mi?’’ Bu düşünce bize bir şeylere yenik düşmüşüz hissi veriyordu ay zamanda. Ne yapsak derken aklıma bir fikir geldi ama denemeden Ferry’ e söylemek istemedim. Biz matlarımızı zaman zaman dışarda rahat oturmak için koltuk haline getiriyorduk. İyi de bunu neden çadırın içinde yapmıyoruz ki? Motosikletten matların sandalye çubuklarını aldım. Matları sandalye haline çevirdim ve baktım ki gayet güzel görünüyorlar ve rahatlıkla çadırın içinde oturulabilecek durumdalar. Ferry’ i çağırdım sana sürprizim var diye. Görünce hem çok şaşırdı hem de çok mutlu oldu. Elimizde neler olduğunu ve onlarla neler yapabileceğimizi tekrar tekrar düşününce kendimizi mutlu edecek bir şeyler yaratacağımızı görmüş olduk. Gün içinde çadırda mahsur kalmak bizi mutsuz etmemeye başladı. Rahatlıkla kahvaltımızı edip, oyun oynamaya, kahve içmeye başladık…. Hatta geceleri çadır bir anda sinema odasına döndü. Sandalyelere kuruluyoruz. Motosiklette kullandığımız depo çantalarını da üst üste koyup masa yaptıktan sonra. Tablet’ i yerleştir, filmi aç ve keyfine bak…

    kamp ve çadır hayatı

     Gün içinde çadırda oturmak eğlenceli oldu olmasına da kapı pencere kapalı en üst katta yazın sıcağında oturur gibisin içerde. Bir süre sonra yandım diyorsun. İç kapıları açsak sadece sineklikler kum tanelerini tutmaya yetmiyor. Başlarda sıkı sıkı kapalı tuttuk fermuarları da ne oldu? Her kum fırtınası sonrası temizledik mi içeriyi? Hatta ara ara gelen kum fırtınası yüzünden günde 2-3 kere temizlemeye kalkmadık mı çadırı! Yahu arkadaş çölde kumdasın. Kapıyı kapatsan da açsan da başa çıkamazsın. Nefes nefese kalmak, terlemek daha mı iyi? Dışarı çıkınca kum daha beter vücuduna yapışıyor. 🙂 Ve sonunda dedik ki; Aç arkadaşım girsin kapıdan bacadan o minicik tanecikler yatmadan önce çıkartırız her şeyi dışarı içeriyi bir kerede temizler, yerleştirir ve uyuruz. Ne mi oldu? Dediğimizi yaptık ve bununla eğlenmeye başladık. Surat asmak yerine gülmeye başladık. Ne de olsa artık sıcaktan içerde bunalmıyoruz.

    kampta-temizlik

     Bazı geceler tuvalete gitmek için uyandığımda bir bakıyorum uyku tulumumun üzeri kumlarla kaplı. Nasıl olduğunu çözemiyoruz bir türlü. Tamam artık kumla, rüzgarla ve fırtınayla savaşmamayı aksine eğlenmeyi öğrendim ama o kumlar kıyafetinin içine girip eline yüzüne değdiğinde gece uyurken rahatsız ediyor insanı. Sinek ısırıyormuş gibi geliyor bir de sürekli kaşındırıyor. İşte bu kısım gerçekten bana fazla. L Ferry’ nin tarafında hiçbir şey yok. Kesin bana garezi var bu kumların. J Ferry rüzgar korumalıkları ve mutfak tarafında uyuyor. Adı üstünde koruma! Dedektif gibi gece yarısı, uykumuzdan uyanıp, elimizde fenerler bekliyoruz. Nerden içeri sızmaya çalışacak arsız kum diye…..Ben açık kalan taraftayım. Hem rüzgarla yerden kalkan kumlar hem de rüzgarın çölden getirdiği kumlar havada uçuşurken çadırın yanlarında yer alan pencere deliklerinden içeri girdiklerini keşfettik. Pencereyi kapattık. Yere çadırın etrafına şişleri yerleştirip rüzgarla çadırın rüzgarlığının havalanmasını engelledik ve her gece bahçe sular gibi çadırın etrafını sulamaya başladık. Sevgili Doğa, seninle savaşmayacağız seninle yaşamayı öğreneceğiz. Bak sen bizi bunaltıp kaçırmak için her yolu deniyorsun biz de inadımız inat, kaçmak yerine seninle beraber mutlu bir şekilde yaşamayı öğreniyoruz. 🙂
    gezerken çadırda yaşam

    Tabi tüm bu yazdıklarımdan sonra yemek konusunda ne yaptığımızı merak eden var mı? Rüzgar sorun değil ama kum fırtınası varsa gerçekten sıkıntı. Önceleri bayağı zorlanıyorduk. Çünkü yemek yapmaya çalışırken malzemeleri kumdan koruyabilmek o kadar kolay değil. Ve yemek yerken ağzında kum tanelerinin dolaşıyor olması en güzel yemeği bile keyifsiz hale getirebiliyor. Buna çözüm üretmek daha kolay oldu bizim için. Kum fırtınası olmadığı anda yemekleri beraber yapmaya başladık. Bazen sabahtan hem öğlen hem de akşam için yemekleri hazırlıyorduk. Tencereleri çadırın ön tarafına yüklük bölümüne koyuyorduk, plastik poşetlerin içinde tabi. 🙂 Acıktığımızda hala kumlarla sorunumuz olsa bile Ferry ya da ben dışarı çıkıp ocağı açıp sadece tencereyi üzerine koyup ısınır ısınmaz çadıra getiriyorduk .
    camp-kitchen

    Tüm bu yazdıklarımı doğada çadır ile yaşamayı öğrenmek üzerine…. Tüm bunları yapmayı öğrenirken farkında olmadan birbirimizle sürekli çatışmak yerine daha uyumlu çalışmayı, daha üretken olmayı ve birbirimize karşı daha anlayışlı ve sabırlı olmayı öğrendik.

     Bugüne kadar gezerken her şeyi tek başına yapmaya öyle alışmışım ki Ferry yardım etmek istese hayır diyordum. Bir şeyi yapmaya başlasa çok yavaşsın ver ben yapayım diyordum. Tabi tüm bunlar benim iyi bildiğime inandığım şeyler için geçerli J Onun iyi bildiği bir şey ise ben yakanına bile yanaşmıyordum.

     15. günün sonunda mutfakta Ferry bezelye ayıklayıp patatesleri doğrarken ben tencerede eti kavuruyordum. Ben çamaşırları yıkarken Ferry yıkadıklarımı durulayıp asıyordu. Ben çadırı temizlerken Ferry uyku tulumlarını havalandırıp matları temizliyordu. Tahtalar yerinden oynadıysa birini o yapmaya çalışırken diğerini ben halletmeye çalışıyordum. Su almamız gerekiyorsa Ferry tek başına yürümüyordu artık. Onunla beraber gidip yardım ediyordum. Yemeği ben yaptıysam arkamı döndüğümde Ferry’ i bulaşıkları yıkarken buluyordum. Dakhla’ ya alışverişe giderken artık eksikler listesini beraber hazırlıyorduk. Pek çok şey için sen bunu yap ben bunu dememize gerek kalmadan iş paylaşımı yapıyorduk. Kim ne de daha iyiyse onu yapsın demedik. Kim öğrenmek istiyorsa, diğerimiz sabırlı olup beklemeyi, öğretmeyi, zamanları ona göre ayarlamayı öğrendik.

    motosiklet-ile-gezi

     Sanırım beraber motosiklet ile koca bir dünya turuna şimdi gerçekten hazırız. Artık yola devam etme zamanı. Bir sonraki durak Marutanya. Bakalım Afrika bize daha neler öğretecek?

     Kısacası; 21 gün aynı noktada çadırda yaşamak ve doğanın her koşuluna ayak uydurmaya çalışmak; bize neler yapabileceğimizi nasıl daha mutlu olabileceğimizi, daha önce tecrübe etmediğimiz zorluklarla nasıl başa çıkmamız gerektiğini ve en önemlisi birbirimize karşı daha anlayışlı olmayı öğretti.

     

  • Neden 21 Gün Boyunca Aynı Yerde Çadırda Yaşamaya Karar Verdik?

    Neden 21 Gün Boyunca Aynı Yerde Çadırda Yaşamaya Karar Verdik?

    1.BÖLÜM

    ”Gittiğin her yerde kamp yapmak, doğa ile baş başa olmak her zaman kulağa hoş geliyor, peki çadırda yaşamaya başlarsan da aynı şeyi hissedebilir misin?”

     Sırt çantalı gezilerimde zaman zaman kamp yapıyordum. Ferry ile motosiklet yolculuğuna başladığımızdan bu yana 6 ay geçti ve yolculuğumuzun %80’ nini kamp yaparak geçirdik. Afrika kıtası yolculuğuna başladığımızdan bu yana da neredeyse hiç hotelde kalmadık. Yolda kamp alanlarına girip çadır açmak ya da bir yeri beğenip bir iki gün kamp kurmak ile günlerce aynı yere çadır açıp orası evinmiş gibi yaşamanın ne kadar farklı olduğunu gördük. Hele yaşamak için seçtiğin yer rüzgarı ve kumu ile Batı Sahara’ nın Dakhla bölgesi olursa….

     Buraya ilk geldiğimizde 2-3 gün kalıp ayrılmayı planlıyorduk ama Marutanya vizesinin fiyat ve kurallarının 2-3 hafta içinde değişeceğini öğrenince acaba kalsak mı diye konuşmaya başladık. O kadar uzun süre nasıl kalabiliriz diye düşünmeye başladık. Çünkü burada rüzgar çok güçlü ve ne zaman nerden eseceği belli değil. Belki okyanus kenarındayız ama günün sonunda hala çöldeyiz. Günlerce nerede yemek yapacağız? Nerede oturacağız? Çadırı ve kendimizi kumdan, rüzgardan, yağmurdan….nasıl koruyacağız? Üstüne üstelik ilk iki gün rüzgarla bayağı boğuşmuş ve çoktan yorgun düşmüşken…

    oneroadoneworld

    Bir karar vermemiz gerekiyordu. Dedik ki; ‘’Burayı bir okul kabul edelim. Doğayla savaşmayı değil barışık yaşamayı öğrenelim. Birbirimizle çatışmak yerine nasıl uyumlu çalışacağımızın yollarını bulalım. Her kötü duruma ayak uydurmaya ve üstesinden gelmeye çalışalım. En önemlisi birbirimizi daha iyi tanıyalım ve limitlerimizi görelim.’’

    bati-sahara-kamp-alanlari

     İşte 21 gün aynı noktada çadırda yaşama maceramız böyle başladı.

     Yapmamız gereken en önem şey çadırımızı daha doğrusu evimizi rüzgardan daha iyi korumanın yollarını bulmaktı. İlk zamanlar işin kolayına kaçtık ve karavanlardan yardım isteyerek, onlardan ödünç aldığımız tahta sopalar ile çadırın altına sermek için kullandığımız brandayı çadırın önüne açtık ama 2 metre bizi rüzgardan korumaya yeterli gelmedi. Şehirden bambu, branda, sopa…vb. neye ihtiyacımız varsa bulup alabileceğimizi söylediler. Hesapladık, hepsi toplam 25-30 EUR civarında bir para yapıyordu. Düşünmeye başladık ama parayı değil! ‘’Ya yakınımızda şehir olmasaydı ya cebimizde beş kuruş olmasaydı ne yapardık?’’

     Aklımıza çocukken okuduğumuz Robinson Cruose tarzı kitapları geldi hemen ve kumsalda, ya da çölde adına ne dersen, uzun bir yürüyüşlere çıkmaya başladık. Diğer kamplardan ya da balıkçılardan kalma neler var bakalım diye. İşe yaradı!

     İlk topladıklarımız ancak minik mutfak yapmamıza, bulduğumuz kartonlar ise ocağa kum gelmesini engelledi. Aradığımız şeyleri toparlamamız 2-3 günümüzü aldı. Tabi ki her şeyi kafamızda ki gibi bulamadık ama günün sonunda elimizde bambular, muşamba, tahta parçaları, balıkçı ipleri ve boş 5 lt. şişeler vardı. Bir taraftan topladıklarımıza bakıyor diğer taraftan kendimize gülüyorduk; Bıraktığımız evlerimize, yaşamlarımıza bir bak birde şimdi yaptıklarımıza….

    kampta-mutfak-nasil-yapilir

     Hemen küçük ve önemli bir not eklemem lazım: Burada rüzgar üç yönden esiyor. Kuzeyden gelen esinti okyanustan gelen rüzgar demek. Kum fırtınası yok ama soğuk hava dalgasının var. Doğudan eserse biraz daha şanslısın ki çok nadir şansın yaver gidiyor. Hava soğuk değil ve kumlar havada dans etmiyor. Rüzgar yönünü güney doğuya mi çevirdi? Vay haline. Hava sıcak. Olmasına sıcak ama kum fırtınası yolda demek. Çünkü rüzgar çölden geliyor. Bu söylediğimi lütfen filmlerden gördüğümüz kum fırtınası gibi düşünmeyin. Göz gözü görüyor J Rüzgar sörfü gibi aktivitelere meraklıysanız, kıyafetleri giyip vücudunuzu kumdan koruyup birde gözlükleri taktınız mı en keyifli zaman sizin için başlıyor demektir. Ama ağzınızı açarken dikkat edin sonra kum taneleri günlerce ağzınızın içinden çıkmamakta inat ediyor. 🙂

    kum-firtinasi

     Tabi bizde tüm bunları öğrendikten sonra bulduğumuz tüm malzemeler ile kendimizi biraz doğu biraz da güney doğu yönünden koruyalım dedik. Ve yapacağımız rüzgar korumalığının hemen arkasına da minik bir mutfak kurmaya karar dedik. Çünkü kum üzerinde yemek yapmak zor. 🙁 Bir şekilde yemeğin için tuz tanesi gibi girmeyi başarıyor namussuzlar. Tabi tüm bunları yapmak demek daha önce yaptıklarımızı sökmek ve her şeye sıfırdan başlamak demekti. Ama başka şansımız yoktu. Çünkü kuzeyden esen rüzgarın bir iki güne kadar yön değiştireceği haberi gelmişti çoktan.

    cadir-ruzgardan-nasil-korunur

     Elimizde ne varsa topladık, koyduk önümüze. Yapacaklarımızı planladık ve başladık evimizi yapmaya. Tahtaları diktik, aralarına bambuları bağladık. Muşamba ve brandayı bağladıktan sonra bulduğumuz ipler ve taş yardımı ile tahtaları sabitledik. Tabi taşları kumda açtığımız çukurların içine koymayı ve üzerlerini yeniden kum ile kapatmayı unutmadık. Daha önce kamp yaparken yapmış mıydık böyle bir şey? Hayır. Hayatımızda daha önce çit gibi bir şey yapmayı bile denemiştik. Ama macera filmleri seyretmeyi sevmek çok şey öğretiyormuş.:)

    Bulduğumuz şişelere kum doldurup masa ayakları yaptık ve tahta parçalarını üzerine koyarak, iplerle sabitledik. Böylece mutfak tezgahımızda hazır oldu.

    kamp-mutfagi

    Çadırı da ipler ve taşlar yardımı ile iyice bağladık. Yanımıza Afrika yollarında mola verdiğimizde güneşten korunabilmek için aldığımı deniz şemsiyesini de açtık. Şemsiye dediğime bakmayın kendisi yarım çadır resmen. Güneşten korunmaktan için değil, rüzgar ve soğuktan korunmak için kullandık kendisini.:)

     Bu kadar uğraştan sonra çadırımızda yaşamaya başlayınca neler öğrendik? Beraber uyumlu çalışabildik mi?

    2. BÖLÜM için tıklayın….