Eğitim, okul, bir öğretmen hayatımızda ne kadar önemli yer tutuyor olabilir? Geleceğimizin şekillenmesine ne derece yön verebilir? Benim hayatım şekillenmesinde en etkili olanlardan biri ilkokul öğretmenimdi. Onun adı Meliha Şahin’ di.
5 yaşındaydım. Her sabah arkadaşlarımla sokakta ya da evde oyun oynayan yaramaz bir o kadar da haylaz bir çocuktum. Bir sabah uyandım kimse yok. Tüm arkadaşlarım gitmiş, yalnız kalmıştım. Herkes nerde? Okula gitmiş. Ben niye gitmiyorum? Daha küçükmüşüm.
Ben anlamam okula gitmek istiyorum. Her gün ağla sızla, mutsuz dolaş dur etrafta. Sonunda annem ve babam beni alıp okula götürdü. Orası kafamda oyun yeriydi. Ailemin aklında da benzer şey vardı; oyun çocuğu sıkılır okulda. İki üç gün gitsin görsün vaz geçer…
Okulun kapısında içeri girdiğimizde, bana sen burada bekle dediler ve merdivenlerden üst kata çıktılar. Okulun içinde bir sürü kapıların önünde kocaman bir koridorda bekliyorum onları. Birden zil çaldı, kapılar açıldı ve tüm çocuklar dışarıya çıktı. Önümdeki kapıdan bir kadın dışarı çıktı, yüzünde kocaman bir gülümseme ile. Bana baktığında gözlerini gördüğümde nedense yüzümde kocaman gülücükler açtı. Öyle sevgi doluydu ki bakışları… 5 yaşında ona bakarken ne mi düşündüm? Sanki annem bana bakıyor…
Arkasını dönüp giderken annem, babam ve bir adam (o anda oku müdürü olduğunu bilmiyordum) indi merdivenlerden. O kadın ile konuşmaya başladılar. Ben öylece bakıyor ne oluyor diye anlamaya çalışıyordum. Kadın döndü ve yine aynı güzel gülümsemesiyle yanıma geldi ve dedi ki ‘ Ben senin öğretmenim ben. Adım Meliha Şahin. Ders başlıyor hadi bakalım sınıfa.’
Annem ve babamın beni bekleme planları vardı hani ilk dakikadan sınıftan kaçarsam diye. Onlara tek değim; ‘Ben küçük çocuk muyum, ağlamıyorum, gidin siz tek kalacağım okulda.’ Nasıl korkabilir, nasıl ağlayabilirim ki? Öğretmenim bana öyle şefkat dolusu gözlerle bakarken, öylesi içten gülümserken…
Açıkçası ne yapıyorduk derste hatırlamıyorum. Sadece öğretmenimi izliyordum. Bir gün, beş gün, on gün geçti ama ben hala her sabah bir heyecanla okula gidiyordum onu göreceğim diye. Belki teneffüslerde bir sürü yaramazlık yapıyordum ama derste sadece öğretmenimin gözlerinin içine bakıyordum.
Harfleri, heceleri söktük, yavaş yavaş okuma yazma öğreniyoruz. Öğretmenimiz kartondan elma ağacı getirdi sınıfa. Üzerine kırmızı kartondan küçük elmalar astı. Her birinde tek tek adlarımız yazıyordu. Okuma-yazma öğrendikçe elmalarımızı bize verecekti. Bunu ilk söylediği zamanda küçücük bir çocuktum ama ne hissettiğimi hala dün gibi hatırlıyorum. ‘Öğretmenimin en çalışkan öğrencisi, en sevdiği öğrencilerden birisi olacaktım.’
Bunları olmayı başardığımı biliyorum ama en yaramaz öğrencilerden birisi listesine de gireceğimi bilmiyordum tabi. 😉 Bunu nereden biliyorsun derseniz; hani arada anne ya da baba okula gelir öğretmen ile sohbet eder, veli toplantıları dışında, o zaman konuşurlarken duymuştum.
Öğretmenim, benim için öylesi şefkatli öylesi akıllıydı ki. Ne sorsam hep cevap veriyordu her şeyi biliyordu o. Tahtada bir şeyler anlatırken onu dinlemek o kadar hoşuma gidiyordu ki. Her şeyin başında haylazlık düşünen ben, eve gittiğimde ilk işim ödevlerimi yapmak oluyordu. Ertesi günü öğretmenim defterleri kontrol ederken bana beş yıldız verip, gözlerimin içine bakıp aferin dediğinde her halde o dakika da benden daha mutlu birisi yoktu dünyada.
O yıllarda sınıf öğretmenleri yeterli olmadığı için başka branşlardaki öğretmenleri de sınıf öğretmeni yapabiliyorlardı. Gerçekten öğretmenim ilkokul öğretmeni miydi yoksa bir matematikçi miydi? Bu kısmını hatırlamıyorum ama şu anda ana branşım Matematik dese sanırım hiç şaşırmam.
Tahtada matematik anlatırken sanki başka bir öğretmen varmış gibiydi sınıfta. O, genelde birçok kişinin sevmediği, matematik dersini anlatmıyor biz çocuklara yeni bir oyun öğretiyordu. Sayıları al, oradan oraya koy, birini al ötekine çarp diğerine böl, üst üste koy bir süre olsunlar, tek tek çıkart küçülüversinler. Ne kadar eğlenceli değil mi? Öğretmenim anlattı hepsini basit bir çocuk oyunuymuş gibi. O yüzden de matematik öğrenmek benim için sadece bir oyundan ibaret oldu tüm okul hayatım boyunca.
5 yaşında ilk kez sınıfa onunla girerken, o çocuk duygularıma onun için ilk düşündüklerim; şefkat dolu, gözlerinin içi parlayan, yüzünde kocaman harika gülümsemesi olan biriydi. 10 yaşında ilkokuldan mezun olurken onun için hissetlerime bir iki şey daha eklenmişti; çok güçlü, istediği her şeyi başarabilecek bir kadın benim öğretmenim.
Sevgili öğretmenim Meliha Şahin, ben dünyanın bir yerindeyim ve senin nerede olduğunu bilmiyorum. Böyle bir öğretmen olduğun için sonsuz teşekkür ediyorum.
Öğretmenim olduğun için bana sevmenin sevilmenin, okumanın öğrenmenin değerini gösterdiğin, paylaşımcı ve merhameti olmayı öğrettiğin için (ki bunları sevgili ailemde bana öğretiyordu ama dışardan birisinin- eğitimin içinde olan birisinin de bunları farklı bir bakış açış ile anlatıyor olması başka bir şey), daha o yaşlarda beni araştırmacı ve meraklı yaptığın, matematiği ve okumayı böylesi sevdirdiğin için önünde saygıyla eliyorum, ellerinden öpüyorum sevgili öğretmenim Meliha Şahin.
Sevgili ilkokul öğretmenim ardından adını hayatım boyunca unutmayacağım bir başka öğretmenim oldu, Uğur Sağlam.
Bu iki özel kadın benim üniversite tercihimde de bugün dünyanın bir tarafında keşfetme ve öğrenme arzu ile motosiklet tepesinde oradan oraya tekerlerimi döndürmemde de ailemden sonra en etkili kişi oldular.
Uğur Sağlam kimdir?