Bir Kadın Gezginin Maceraları

Etiket: Afrika

  • Batı Sahra En Az Para Harcadığımız Ülke Günlük Maliyet : 15.54 USD

    Batı Sahra En Az Para Harcadığımız Ülke Günlük Maliyet : 15.54 USD

    Batı Sahra’ da toplam 29 gün geçirdik. Böyle bir plan hiç yapmamıştık. Moritanya vizesinin 120 € dan 55 € ya düşeceğini öğrenince kamp alanına da para ödemeyince had kalalım dedik. Ve Dakla’ da 21 gün çadırda yaşadığımız süre boyunca doğa bize pek çok şey öğretti. Detaylarını merak ederseniz tıklayın yeter 🙂

    Toplam 26 gün doğa ile baş başa zaman geçirdik. Sadece 3 gün kamp alanına ücret ödeyerek konaklama yaptık. Böyle olunca hiç hotelde konaklamadık.

     Batı Sahra’ da toplam 450.70 USD harcamışız ve günlük maliyetimiz 15.54 USD olmuş, İki kişi her şey dahil. Öyle tahmin ediyorum ki motosikletle Afrika gezimizin en ucuz ülkesi olacak kendisi.

     Kalem kalem harcama listemiz ;

     Benzin : 100.70 USD

     Konaklama : 23 USD

     Yeme-İçme : 277.60 USD

     Sim Kart-Internet : 9 USD

     Sağlık Harcamaları : 0

     Paralı Yol-Otopark : 0

     Toplu Taşıma, Feribot,Taksi…. : 0

     Müze, Ören Yeri….Bilet Masrafları : 0     

     Vize,Motosiklet Gümrük ve Sigorta İşlemleri : 0

     Motosiklet, Mutfak, Güzellik….Alışveriş Kalemleri : 40.40 USD

  • Motosikletle Afrika’nın İlk Durağı Fas. Günlük Maliyet : 27.30 USD

    Motosikletle Afrika’nın İlk Durağı Fas. Günlük Maliyet : 27.30 USD

    Fas’ da 25 gün geçirdik. Fes’ de iki gece kaldığımız hotelin ardından adına oda diyebileceğimiz 4 farklı yerde konaklamamız dışında her gün çadırda kaldık. Sadece 3 gece doğa ile baş başa zaman geçirdik, diğer zamanlarda ücretli kamp alanlarındaydık…..

     Fas’ ta toplam 655.15 USD harcamışız ve günlük maliyetimiz 27.30 USD olmuş, İki kişi her şey dahil.

     Kalem kalem harcama listemiz ;

     Benzin : 171.40 USD

     Konaklama : 244 USD

     Yeme-İçme : 201.65 USD

     Sim Kart-Internet : 8 USD

     Sağlık Harcamaları : 0

     Paralı Yol-Otopark : 24.80 USD (16.80 USD Tangier-Asilah arası paralı yol)

     Toplu Taşıma, Feribot,Taksi…. : 0

     Müze, Ören Yeri….Bilet Masrafları : 0     

     Vize,Motosiklet Gümrük ve Sigorta İşlemleri : 0

     Motosiklet, Mutfak, Güzellik….Alışveriş Kalemleri :5.30 USD

    Motosikletle Batı Afrika gezisi varsa aklınızda, ortalama günlük bütçenizin çok altında harcama yapacağınız ülkelerden biri Fas tabi ‘’overlander’’ iseniz. Turist olunca durum biraz farklı oluyor 🙂 

  • 21 GÜN DAKHLA’ DA ÇADIRDA YAŞAM VE DOĞA BİZE NE ÖĞRETTİ?

    21 GÜN DAKHLA’ DA ÇADIRDA YAŞAM VE DOĞA BİZE NE ÖĞRETTİ?

    1. BÖLÜM İçin Tıklayın…

    2. BÖLÜM

    Her gün açılan bir ipi yeniden bağlamakla, yerinden oynayan taşı düzelmekle, mutfak tezgahına doluşan kumları temizlemekle uğraşmaktan söylenip duruyorduk ilk başlarda. İyi de neye söyleniyorsun ki? Şu an için gidecek başka bir yer, yapacak başka bir şeyin var mı? O zaman söylenmeyi bırak. İş paylaşımı yap. Yaptığın şeyle mutlu ol. Yoldan topladığın şeylerle kendine bir ev yapmaya çalıştın ve bak iyi kötü işe yarıyor. Ufak tefek aksaklıklar olacak tabi. Her geçen gün daha sağlam bir şekilde yeniden yapmayı öğreniyorsun. Bence bununla mutlu olmalısın. 10 gün sonra artık yaptığımız şeyleri yeniden düzeltmekle uğraşmıyorduk. Sadece kum fırtınası nedeni ile taşların üzerinden kalkan kumları yeniden koyuyorduk. 15 günün sonunda artık bunu da yapmıyorduk. Çünkü başka bir şey daha öğrenmiştik. Kumları sulamak! Evet rüzgar kumları uçuyor değil mi? Kum ıslanınca sertleştiğine göre rüzgar onları bizim taşlarımızın üzerinden alıp götüremez artık. 🙂

    "d</p

    Çadırda yaşıyor olmak derli toplu ve temiz olmaktan vazgeçmek değil. İyide kumun içindeyken her an esmeye başlayacak rüzgar ile çadırda ne varsa kum olacak yeniden. 2 saat önce temizlediğin çadır bir anda kum içinde kalabiliyor. Söylenip öfkelenmek, surat asmak ne işe yarıyor? Yine sen temizliyorsun yine sen topluyorsun. Nerde yaşadığını unutma, çöldesin! Eğer kum yoksa etrafında sorun var demektir. 🙂 Söylenmek yerine çare ara bence… Eşyalarımız daha az yer kaplasın diye kullandığımız iki tane sıkıştırma torbalası vardı. Motordan dururken bir işe yaramıyorlar nasılsa şu anda dedik ve çadıra getirdik. Birisine uyku tulumlarını koyup diğerine gece yatarken giydiğimiz ve çadırda kullandığımız kıyafetleri koyup kapatmaya karar verdik. İşe yaradı mı yaradı. 3. Gün sabahı alışmıştık bile. Kıyafetleri değiştir katla içine koy, çadırın bir kenarında dursunlar. Gel bakalım kum fırtınası artık eşyalarımızın arasına süzülemezsin…

    camping-on-the-desert

     Kıyafetlerde uyku tulumları da küçülünce çadır pek bir büyüdü. Kum fırtınası çıktığında çadırın içinde kullandığımız alan genişledi genişlemesine ama saatlerce yerde oturmak zorunda kalmaktan pek mutlu değildik. Sabah kahvaltı etmekte zorlandığımızda, öğlen doğru düzgün yemek yiyemediğimizde, yerde otururken kumlarla boğuşmaktan bunaldığımızda bazen çaresiz hissediyorduk ve soruyorduk birbirimize ‘’burada ne yapıyoruz? Kalkıp gitsek mi?’’ Bu düşünce bize bir şeylere yenik düşmüşüz hissi veriyordu ay zamanda. Ne yapsak derken aklıma bir fikir geldi ama denemeden Ferry’ e söylemek istemedim. Biz matlarımızı zaman zaman dışarda rahat oturmak için koltuk haline getiriyorduk. İyi de bunu neden çadırın içinde yapmıyoruz ki? Motosikletten matların sandalye çubuklarını aldım. Matları sandalye haline çevirdim ve baktım ki gayet güzel görünüyorlar ve rahatlıkla çadırın içinde oturulabilecek durumdalar. Ferry’ i çağırdım sana sürprizim var diye. Görünce hem çok şaşırdı hem de çok mutlu oldu. Elimizde neler olduğunu ve onlarla neler yapabileceğimizi tekrar tekrar düşününce kendimizi mutlu edecek bir şeyler yaratacağımızı görmüş olduk. Gün içinde çadırda mahsur kalmak bizi mutsuz etmemeye başladı. Rahatlıkla kahvaltımızı edip, oyun oynamaya, kahve içmeye başladık…. Hatta geceleri çadır bir anda sinema odasına döndü. Sandalyelere kuruluyoruz. Motosiklette kullandığımız depo çantalarını da üst üste koyup masa yaptıktan sonra. Tablet’ i yerleştir, filmi aç ve keyfine bak…

    kamp ve çadır hayatı

     Gün içinde çadırda oturmak eğlenceli oldu olmasına da kapı pencere kapalı en üst katta yazın sıcağında oturur gibisin içerde. Bir süre sonra yandım diyorsun. İç kapıları açsak sadece sineklikler kum tanelerini tutmaya yetmiyor. Başlarda sıkı sıkı kapalı tuttuk fermuarları da ne oldu? Her kum fırtınası sonrası temizledik mi içeriyi? Hatta ara ara gelen kum fırtınası yüzünden günde 2-3 kere temizlemeye kalkmadık mı çadırı! Yahu arkadaş çölde kumdasın. Kapıyı kapatsan da açsan da başa çıkamazsın. Nefes nefese kalmak, terlemek daha mı iyi? Dışarı çıkınca kum daha beter vücuduna yapışıyor. 🙂 Ve sonunda dedik ki; Aç arkadaşım girsin kapıdan bacadan o minicik tanecikler yatmadan önce çıkartırız her şeyi dışarı içeriyi bir kerede temizler, yerleştirir ve uyuruz. Ne mi oldu? Dediğimizi yaptık ve bununla eğlenmeye başladık. Surat asmak yerine gülmeye başladık. Ne de olsa artık sıcaktan içerde bunalmıyoruz.

    kampta-temizlik

     Bazı geceler tuvalete gitmek için uyandığımda bir bakıyorum uyku tulumumun üzeri kumlarla kaplı. Nasıl olduğunu çözemiyoruz bir türlü. Tamam artık kumla, rüzgarla ve fırtınayla savaşmamayı aksine eğlenmeyi öğrendim ama o kumlar kıyafetinin içine girip eline yüzüne değdiğinde gece uyurken rahatsız ediyor insanı. Sinek ısırıyormuş gibi geliyor bir de sürekli kaşındırıyor. İşte bu kısım gerçekten bana fazla. L Ferry’ nin tarafında hiçbir şey yok. Kesin bana garezi var bu kumların. J Ferry rüzgar korumalıkları ve mutfak tarafında uyuyor. Adı üstünde koruma! Dedektif gibi gece yarısı, uykumuzdan uyanıp, elimizde fenerler bekliyoruz. Nerden içeri sızmaya çalışacak arsız kum diye…..Ben açık kalan taraftayım. Hem rüzgarla yerden kalkan kumlar hem de rüzgarın çölden getirdiği kumlar havada uçuşurken çadırın yanlarında yer alan pencere deliklerinden içeri girdiklerini keşfettik. Pencereyi kapattık. Yere çadırın etrafına şişleri yerleştirip rüzgarla çadırın rüzgarlığının havalanmasını engelledik ve her gece bahçe sular gibi çadırın etrafını sulamaya başladık. Sevgili Doğa, seninle savaşmayacağız seninle yaşamayı öğreneceğiz. Bak sen bizi bunaltıp kaçırmak için her yolu deniyorsun biz de inadımız inat, kaçmak yerine seninle beraber mutlu bir şekilde yaşamayı öğreniyoruz. 🙂
    gezerken çadırda yaşam

    Tabi tüm bu yazdıklarımdan sonra yemek konusunda ne yaptığımızı merak eden var mı? Rüzgar sorun değil ama kum fırtınası varsa gerçekten sıkıntı. Önceleri bayağı zorlanıyorduk. Çünkü yemek yapmaya çalışırken malzemeleri kumdan koruyabilmek o kadar kolay değil. Ve yemek yerken ağzında kum tanelerinin dolaşıyor olması en güzel yemeği bile keyifsiz hale getirebiliyor. Buna çözüm üretmek daha kolay oldu bizim için. Kum fırtınası olmadığı anda yemekleri beraber yapmaya başladık. Bazen sabahtan hem öğlen hem de akşam için yemekleri hazırlıyorduk. Tencereleri çadırın ön tarafına yüklük bölümüne koyuyorduk, plastik poşetlerin içinde tabi. 🙂 Acıktığımızda hala kumlarla sorunumuz olsa bile Ferry ya da ben dışarı çıkıp ocağı açıp sadece tencereyi üzerine koyup ısınır ısınmaz çadıra getiriyorduk .
    camp-kitchen

    Tüm bu yazdıklarımı doğada çadır ile yaşamayı öğrenmek üzerine…. Tüm bunları yapmayı öğrenirken farkında olmadan birbirimizle sürekli çatışmak yerine daha uyumlu çalışmayı, daha üretken olmayı ve birbirimize karşı daha anlayışlı ve sabırlı olmayı öğrendik.

     Bugüne kadar gezerken her şeyi tek başına yapmaya öyle alışmışım ki Ferry yardım etmek istese hayır diyordum. Bir şeyi yapmaya başlasa çok yavaşsın ver ben yapayım diyordum. Tabi tüm bunlar benim iyi bildiğime inandığım şeyler için geçerli J Onun iyi bildiği bir şey ise ben yakanına bile yanaşmıyordum.

     15. günün sonunda mutfakta Ferry bezelye ayıklayıp patatesleri doğrarken ben tencerede eti kavuruyordum. Ben çamaşırları yıkarken Ferry yıkadıklarımı durulayıp asıyordu. Ben çadırı temizlerken Ferry uyku tulumlarını havalandırıp matları temizliyordu. Tahtalar yerinden oynadıysa birini o yapmaya çalışırken diğerini ben halletmeye çalışıyordum. Su almamız gerekiyorsa Ferry tek başına yürümüyordu artık. Onunla beraber gidip yardım ediyordum. Yemeği ben yaptıysam arkamı döndüğümde Ferry’ i bulaşıkları yıkarken buluyordum. Dakhla’ ya alışverişe giderken artık eksikler listesini beraber hazırlıyorduk. Pek çok şey için sen bunu yap ben bunu dememize gerek kalmadan iş paylaşımı yapıyorduk. Kim ne de daha iyiyse onu yapsın demedik. Kim öğrenmek istiyorsa, diğerimiz sabırlı olup beklemeyi, öğretmeyi, zamanları ona göre ayarlamayı öğrendik.

    motosiklet-ile-gezi

     Sanırım beraber motosiklet ile koca bir dünya turuna şimdi gerçekten hazırız. Artık yola devam etme zamanı. Bir sonraki durak Marutanya. Bakalım Afrika bize daha neler öğretecek?

     Kısacası; 21 gün aynı noktada çadırda yaşamak ve doğanın her koşuluna ayak uydurmaya çalışmak; bize neler yapabileceğimizi nasıl daha mutlu olabileceğimizi, daha önce tecrübe etmediğimiz zorluklarla nasıl başa çıkmamız gerektiğini ve en önemlisi birbirimize karşı daha anlayışlı olmayı öğretti.

     

  • Neden 21 Gün Boyunca Aynı Yerde Çadırda Yaşamaya Karar Verdik?

    Neden 21 Gün Boyunca Aynı Yerde Çadırda Yaşamaya Karar Verdik?

    1.BÖLÜM

    ”Gittiğin her yerde kamp yapmak, doğa ile baş başa olmak her zaman kulağa hoş geliyor, peki çadırda yaşamaya başlarsan da aynı şeyi hissedebilir misin?”

     Sırt çantalı gezilerimde zaman zaman kamp yapıyordum. Ferry ile motosiklet yolculuğuna başladığımızdan bu yana 6 ay geçti ve yolculuğumuzun %80’ nini kamp yaparak geçirdik. Afrika kıtası yolculuğuna başladığımızdan bu yana da neredeyse hiç hotelde kalmadık. Yolda kamp alanlarına girip çadır açmak ya da bir yeri beğenip bir iki gün kamp kurmak ile günlerce aynı yere çadır açıp orası evinmiş gibi yaşamanın ne kadar farklı olduğunu gördük. Hele yaşamak için seçtiğin yer rüzgarı ve kumu ile Batı Sahara’ nın Dakhla bölgesi olursa….

     Buraya ilk geldiğimizde 2-3 gün kalıp ayrılmayı planlıyorduk ama Marutanya vizesinin fiyat ve kurallarının 2-3 hafta içinde değişeceğini öğrenince acaba kalsak mı diye konuşmaya başladık. O kadar uzun süre nasıl kalabiliriz diye düşünmeye başladık. Çünkü burada rüzgar çok güçlü ve ne zaman nerden eseceği belli değil. Belki okyanus kenarındayız ama günün sonunda hala çöldeyiz. Günlerce nerede yemek yapacağız? Nerede oturacağız? Çadırı ve kendimizi kumdan, rüzgardan, yağmurdan….nasıl koruyacağız? Üstüne üstelik ilk iki gün rüzgarla bayağı boğuşmuş ve çoktan yorgun düşmüşken…

    oneroadoneworld

    Bir karar vermemiz gerekiyordu. Dedik ki; ‘’Burayı bir okul kabul edelim. Doğayla savaşmayı değil barışık yaşamayı öğrenelim. Birbirimizle çatışmak yerine nasıl uyumlu çalışacağımızın yollarını bulalım. Her kötü duruma ayak uydurmaya ve üstesinden gelmeye çalışalım. En önemlisi birbirimizi daha iyi tanıyalım ve limitlerimizi görelim.’’

    bati-sahara-kamp-alanlari

     İşte 21 gün aynı noktada çadırda yaşama maceramız böyle başladı.

     Yapmamız gereken en önem şey çadırımızı daha doğrusu evimizi rüzgardan daha iyi korumanın yollarını bulmaktı. İlk zamanlar işin kolayına kaçtık ve karavanlardan yardım isteyerek, onlardan ödünç aldığımız tahta sopalar ile çadırın altına sermek için kullandığımız brandayı çadırın önüne açtık ama 2 metre bizi rüzgardan korumaya yeterli gelmedi. Şehirden bambu, branda, sopa…vb. neye ihtiyacımız varsa bulup alabileceğimizi söylediler. Hesapladık, hepsi toplam 25-30 EUR civarında bir para yapıyordu. Düşünmeye başladık ama parayı değil! ‘’Ya yakınımızda şehir olmasaydı ya cebimizde beş kuruş olmasaydı ne yapardık?’’

     Aklımıza çocukken okuduğumuz Robinson Cruose tarzı kitapları geldi hemen ve kumsalda, ya da çölde adına ne dersen, uzun bir yürüyüşlere çıkmaya başladık. Diğer kamplardan ya da balıkçılardan kalma neler var bakalım diye. İşe yaradı!

     İlk topladıklarımız ancak minik mutfak yapmamıza, bulduğumuz kartonlar ise ocağa kum gelmesini engelledi. Aradığımız şeyleri toparlamamız 2-3 günümüzü aldı. Tabi ki her şeyi kafamızda ki gibi bulamadık ama günün sonunda elimizde bambular, muşamba, tahta parçaları, balıkçı ipleri ve boş 5 lt. şişeler vardı. Bir taraftan topladıklarımıza bakıyor diğer taraftan kendimize gülüyorduk; Bıraktığımız evlerimize, yaşamlarımıza bir bak birde şimdi yaptıklarımıza….

    kampta-mutfak-nasil-yapilir

     Hemen küçük ve önemli bir not eklemem lazım: Burada rüzgar üç yönden esiyor. Kuzeyden gelen esinti okyanustan gelen rüzgar demek. Kum fırtınası yok ama soğuk hava dalgasının var. Doğudan eserse biraz daha şanslısın ki çok nadir şansın yaver gidiyor. Hava soğuk değil ve kumlar havada dans etmiyor. Rüzgar yönünü güney doğuya mi çevirdi? Vay haline. Hava sıcak. Olmasına sıcak ama kum fırtınası yolda demek. Çünkü rüzgar çölden geliyor. Bu söylediğimi lütfen filmlerden gördüğümüz kum fırtınası gibi düşünmeyin. Göz gözü görüyor J Rüzgar sörfü gibi aktivitelere meraklıysanız, kıyafetleri giyip vücudunuzu kumdan koruyup birde gözlükleri taktınız mı en keyifli zaman sizin için başlıyor demektir. Ama ağzınızı açarken dikkat edin sonra kum taneleri günlerce ağzınızın içinden çıkmamakta inat ediyor. 🙂

    kum-firtinasi

     Tabi bizde tüm bunları öğrendikten sonra bulduğumuz tüm malzemeler ile kendimizi biraz doğu biraz da güney doğu yönünden koruyalım dedik. Ve yapacağımız rüzgar korumalığının hemen arkasına da minik bir mutfak kurmaya karar dedik. Çünkü kum üzerinde yemek yapmak zor. 🙁 Bir şekilde yemeğin için tuz tanesi gibi girmeyi başarıyor namussuzlar. Tabi tüm bunları yapmak demek daha önce yaptıklarımızı sökmek ve her şeye sıfırdan başlamak demekti. Ama başka şansımız yoktu. Çünkü kuzeyden esen rüzgarın bir iki güne kadar yön değiştireceği haberi gelmişti çoktan.

    cadir-ruzgardan-nasil-korunur

     Elimizde ne varsa topladık, koyduk önümüze. Yapacaklarımızı planladık ve başladık evimizi yapmaya. Tahtaları diktik, aralarına bambuları bağladık. Muşamba ve brandayı bağladıktan sonra bulduğumuz ipler ve taş yardımı ile tahtaları sabitledik. Tabi taşları kumda açtığımız çukurların içine koymayı ve üzerlerini yeniden kum ile kapatmayı unutmadık. Daha önce kamp yaparken yapmış mıydık böyle bir şey? Hayır. Hayatımızda daha önce çit gibi bir şey yapmayı bile denemiştik. Ama macera filmleri seyretmeyi sevmek çok şey öğretiyormuş.:)

    Bulduğumuz şişelere kum doldurup masa ayakları yaptık ve tahta parçalarını üzerine koyarak, iplerle sabitledik. Böylece mutfak tezgahımızda hazır oldu.

    kamp-mutfagi

    Çadırı da ipler ve taşlar yardımı ile iyice bağladık. Yanımıza Afrika yollarında mola verdiğimizde güneşten korunabilmek için aldığımı deniz şemsiyesini de açtık. Şemsiye dediğime bakmayın kendisi yarım çadır resmen. Güneşten korunmaktan için değil, rüzgar ve soğuktan korunmak için kullandık kendisini.:)

     Bu kadar uğraştan sonra çadırımızda yaşamaya başlayınca neler öğrendik? Beraber uyumlu çalışabildik mi?

    2. BÖLÜM için tıklayın….

  • Avrupa’ dan Afrika Kıtasına Yolculuk Değil Aklımızdaki….Motosiklet İle Dünya Turu!

    Avrupa’ dan Afrika Kıtasına Yolculuk Değil Aklımızdaki….Motosiklet İle Dünya Turu!

    ‘’Hayatında hiç motosiklet sürmediysen, hatta nasıl bir şey olduğunu bile merak etmediysen, Nordkapp’ ta Cape2Cape’ te, Avrupa’ dan Afrika’ ya motosiklet ile yolculukta, sana hiç bir anlam ifade etmiyordur eminim. Peki birisi bir anda hayatına girip tüm anlamları değiştirebilir mi? ’’

    dunyayi-motosikletle-kesfet

     Yıllardır aklımda hayalimde olan şey alıp başımı gitmek ve dünyayı karış karış kendi gözümden keşfetmekti. Sonunda, yaklaşık 3 yıl önce, aldım sırt çantamı düştüm yollara. Nadirde olsa fırsat buldukça çalıştım. Onun dışında dünyayı tanımakla meşguldüm.

     İlk durak Latin Amerika’ ydı. Orta ve Güney Amerika’ da gezmedik yer bırakmadım kendimce.:) Ama zaman zaman gitmek istediğim yerlere ulaşım aracı bulmakta zorlandığımda, sırt çantam ağır geldiğinde ya da çok güzel dağ yolları gördüğümde aklımda gelen hep tek bir şeydi. Neden bir motosikletim yok!

     Motosiklet hayalim nasıl başladı ve bitti daha önce paylaşmıştım ( merak edenler tıklayabilir 🙂 ). Aklımda gezmek için ikinci kıta olarak Afrika vardı. Ama batıdan güneye ordan da doğuya karış karış sırt çantası ile Latin Amerika’ da olduğu gibi rahat gezilecek bir kıtadan bahsetmiyoruz. Durum böyle olunca motosiklet tutkum daha bir tavan yaptı. Araştırmalara başladım. Sevgili kardeşim ile defalarca neyi nasıl yaparım diye konuştuk. Doğu Afrika’ dan başlasam duruma göre devam etsem nasıl olur? İyi de bunu yaparsam motosiklet ile dünya turu yaparım ki… başladı binlerce fikir dolanmaya kafamda. Tabi birde bu kadar şeyi yalnız mı yapacağım? Hayatı, iyi-kötü, güzel-çirkin, macera… ne varsa kimseyle paylaşamayacak mıyım?

     Tam bu sorular kafamdayken her şey olacağına varır diyerek aldım başımı Asya’ ya gittim. Ve Ferry hayatıma dahil oldu. Ona hayallerimden, yapmayı planladıklarımdan ve endişelerimden bahsettim. Bana Afrika’ ya gitmelisin hayalin olan dünya turunu yapmalısın hem de motosiklet ile yapmalısın dediğinde şaka yaptığını düşünmüştüm çünkü yanı başımda duran da hayatında daha önce motosiklete binmemiş olan da O!

     Mayıs (2016) ayında hayatında ilk kez motosiklet üzerine oturduğunda; Debriyaj nerde? Vites nasıl atılır? Motor nasıl çalıştırılır? Gaz verirken nelere dikkat etmeli? diye gösterirken gözünün içine bakıyordum acaba nasıl hissediyor diye 🙂

     8 saatlik motosiklet deneyimizin ardından Hollanda’ ya gidip zorunlu 10 saatlik eğitimini tamamladı ve ben 20 haziranda (2016) motorumu almaya giderken Ferry’ den 3 aşamalı ve zorlu motosiklet sınavlarından sonuncusunu da verdiği haberi geldi. Bu güzel haber yeterli mi sizce ben motosikleti almak için Noter’ e gitmişken? Tabi ki hayır! Honda CRF 250L siparişi verdiğini ve bir hafta içinde teslim alacağını söyledi. Ne tesadüf değil mi bende Honda CRF 250L almıştım zaten 🙂

    motosiklet-surmeyi-ogren

     Haber harika olmasına harika ama birisi ‘’0’’ tecrübeli diğeri 10 yıldır motora binmemiş. Motosiklet ile Afrika nasıl olacak? Afrika’ ya gitmeden önce biraz tecrübe edinmemiz, yolları tanımamız, eksiklerimize bakmamız ve kendi limitlerimizi görmemiz lazım. Bunu en kolay ve hızlı bir şekilde nasıl yapabiliriz? Avrupa’ da gezerek!

    Ben yıllarca zaten Avrupa’ da gezdim durdum, bir daha aynı yerlerden geçmek ve bunun için de para harcamak istemiyorum ama en güzel alternatif bu L O zaman hedefimiz North Cape diğer adı ile Nordkapp olsun. Ne de olsa motosiklet ile yoldayız. Ardından rotada Afrika kıtası doğal olarak Cape Town var. Birçok motosikletçinin hayali CapetoCape (Cape2Cape) rotasını yapabilmek. Hedefimiz bir onda bir basamak daha ve Cape2Cape oldu. 🙂

    motosiklet-ile-nordkapp

     Ferry ile konuşuyoruz çaktırmayalım kimseye önce bir Avrupa yapmayı başaralım. Baktık oldu ardından Afrika’ ya gidiyoruz deriz kendimize. Afrika’ yı geçtik mi? O zaman motosiklet ile dünya turundayız deriz yolumuzu Asya’ ya çeviririz.

     Anlıyacağınız Nordkapp’ da, Cape2Cape’ de bahane biz motosiklet ile dünyayı keşfetmek için tura çıktık!

     Tabi bunu yazıyı yazdığım sıralarda biz, ilk kıtamız Avrupa’ da 135 günde 22 ülke ve 20.000 km yaptık, bitirdik. Şu anda gemideyiz. Afrika yolculuğumuzun başlayacağı ilk ülke Fas’ a gidiyoruz.:)

    motosiklet-ile-dunya-turu

  • Afrika Kıtasına Motosikletle Seyahat İçin Gerekli Evraklar ve Ücretleri

    Afrika Kıtasına Motosikletle Seyahat İçin Gerekli Evraklar ve Ücretleri

    Nerede ne zaman lazım olduğu bilinmeyen efsane haline gelmiş Triptik (Carnet De Passeges En Douane) Karnesi ve cepte taşıması zor koca Uluslararası Sürücü Belgesi almadıysan Afrika kıtasına motosiklet ile gezi planlarından vazgeçmelisin….

    Avrupa’ ya motosiklet ile gitmek kesinlikle Afrika’ ya gitmekten daha ucuz ve nerdeyse ek hiç bir belgeye ihtiyaç yok. (Avrupa’ da motosiklet sürmek için gerekli belgeler için tıklayın…)

    Afrika kıtasını motorla gezmek için hangi evrakları aldım ve kaç para ödedim :

    1- Triptik Karne (Carnet De Passeges En Douane)

    Afrika kıtası için en önemli ve pahalı belgelerden birisi triptik karnesi. Almak için 1.000 USD teminat ve 330 TL karne parası ödedim.

    Triptik Karnesi Nedir? Nerden Alınır? Nasıl Kullanılır? tıklayın…

    triptik-karnesi-afrika-gecerli-oldugu-yerler

    2- Uluslararası Sürücü Belgesi

    2016 yılı itibariyle yeni uluslarası ehliyetlerimiz geldiği için çok mutlu olmuştum. Artık o kocaman sürücü belgesine dünyanın parasını vermeyeceğim diye düşünüyordum.  Tabi yeni ehliyetlerin sadece 85 kadar ülkede geçtiğini unuttum.  Turing bürosu beni uyarmasa Afrika ülkelerinden birinde kapıda kesinlikle sıkıntı yaşayabilirdim.

    Ne yazık ki Afrika ülkerinin pek çoğunda yeni ehliyetler geçmiyor ve uluslararası sürücü belgesi almanız gerekiyor. Benimki yenileme olduğundan dolayı 245 TL ödedim. Yeni alacaksanız bedeli 446 TL. Ehliyetiniz aslı, TC numaranız ve iki adet fotoğraf ile başvuru yapmanız gerekiyor. Turing bürolarından alabilirsiniz.

    3- Yeşil Sigorta

    Şimdi Afrika kıtasına motosiklet ile gidiyorsun triptik aldın niye yeşil sigorta diyeceksiniz di mi? Eğer yolunuz araç ile Fas’ dan geçiyorsa ne yazık ki yeşil sigortaya ihtiyacınız var.  Temmuz ayında Nordkapp bahanesi ile Avrupa gezisine çıkarken Fas’ a gireceğimi bildiğim için 6 aylık sigorta yaptırıp 150 € ödemiştim. 🙂 Eğer diğer işlemler için Turing’ e uğruyorsanız gitmeişken gerekli ise yeşil sigortanızıda oradan alabilirsiniz.

    Motosiklet ile dünya turu
    4- Pasaport Sayfaları

    Birçok ülkeye giriş çıkış yapacak uzun ssoluklu bir seyahat planlıyorsunuz pasaportunuzda kaç tane boş sayfa kaldığı önemli. Her ülke ayrı bir sayfaya giriş çıkış kaşesi basmayı sevdiği gibi yolda alacağınız vizelerde eklenince sayfalar yeterli gelmeyebilir. Hesaplarınızı ona göre yapıp gerekiyorsa yeni pasaport almanızda fayda var. Benim pasaportumda 20 sayfa olunca yeni bir tane almak istemedim. Yolda gerekirse Türkiye konsolosluklarından alabailirim diye planlıyorum ya göreceğiz nasıl olacak…

    5- Fotoğraf ve Fotokopiler

    Kapıda vize alınacak ülkelerden geçerken bazıları fotoğraf ve evrakların fotokopisini istiyor. Daha önce bu nedenle kapılarda sıkıntı yaşıyanları duyunca fotoğraf ve fotokopiler olmadan yola çıkmamaya karar verdim. Ne olsa rota Afrika kıtası. Ne Arapça biliyorum ne de Fransızca 🙂

    Fotokopileri evde çekince maliyeti olmadı tabi… Her vize için fotoğraf boyutları farklı farklı olunca genelde en çok kullanılan boyutlara göre fotoğraf çektirdim. 12 adet için 25 TL verdim. Sanırım en ucuz kısım burasaydı 🙂

    Bakalım yolda daha alınması gereken ne evraklar olacak ve neler ödeyeceğiz bunlar için….

     

  • Triptik Karnesi Nedir? Nasıl Kullanılır? Nerden Alınır? Kaç Para?

    Triptik Karnesi Nedir? Nasıl Kullanılır? Nerden Alınır? Kaç Para?

    Yolculuk Afrika’ ya olunca triptik nedir, nasıl alınır, kaç para, nasıl kullanılır…. gibi birçok sorunun cevabını öğrenmek zorunda kaldım. Karne hakkında  öğrendiğim ne varsa kısa kısa yazdım 🙂

    1- Triptik (Carnet De Passeges En Douane) Nedir?

    Triptik karnesi motosikletinizin Türkiye Gümrüğüne ait olduğunu gösteriyor. Bu belgeyi isteyen ülkelere giriş yaparken gümrüklerde herhangi bir teminat vermeden ülkelere giriş çıkış yapmanızı sağlıyor. Ve bazı ülkeler varsa geçişte kolaylık sağladığı gibi bazı ülkeler triptik karnsi elinizde yoksa ülkeye girişinize izin vermeyebiliyor.

    2- Triptik Karnesi Nereden Nasıl Alınır? Kaç Para Ödenir?

    Triptik karnesi başvurusunu Turing triptik bürolarından yapmanız gerekiyor.  Öncelikle bir teminat tutarı yatırmanız gerekiyor ki Afrika ve birçok Asya ülkeleri için triptik teminat bedeli 1.000 USD. Motosiklet ile geri dönüp karneyi teslim ettikten sonra paranızı geri alıyorsunuz. Karne bedeli kaç sayfa istediğinizi göre değişiyor. Ben Afrika’ da 20 kadar ülkeye giriş planladığım için 25 sayfalık triptik karnesine 330 TL ödedim. İşlemlerin çok hızlı tamalnadığını ve inanılmaz yardımcı olduklarını söyleyebilirim Turing çalışanlarının.

    3- Triptik (Carnet De Passeges En Douane) Almak İçin Gerekli Evraklar Neler?
    • Teminat bedelini yatırdığınıza dair dekont.
    • Ruhsat aslı. ( Eğer siz ruhsat sahibi değilseniz noterde vekaletiniz olması lazım)
    • Ehliyet ya da TC kimlik (yanınızda pasaport ile gitmeniz daha iyi olabilir tabi 🙂 )
    • Ve Başvuru formunu doldurmanız yeterli.

    (tüm detaylara www.turing.org.tr sayfasından ulaşabilirsiniz)

    4- Triptik Nasıl Kullanılır?

    Tabi en önemli konulardan birisi burası. Triptik isteyen ülkeye girdiğinizde kaşe basıp sayfanın yarısını alıyorlar. Çıkışta da diğer yarısını alıyorlar. Size sadece sayfanın üst kısmı kalıyor. Sİzde kalan parçada ülkeye giriş ama özellikle çıkış kaşesinin basılı olduğundan emin olmanız gerekiyor. Eğer çıkış kaşesi yoksa ülkeden çıkmamış görüneceğiniz için ilgili ülke içerdeki teminat kendilerine ödenmesini isteyebilir. Ve ülkeden çıktığınızın ispatı motorunuzu şu anda nerde olduğunun ispatı falan uzun ve sancılı bir süreçmiş. O yüzden siz siz olun en son çıkış yaptığınız ülkenin kaşe bastığından emin olun 🙂

    triptik-nasil-kullanilir

    5- Triptik (Carnet De Passeges En Douane) Geçerlilik Süresi Nedir?

    Triptik karnesi bir yıl olarak hazırlanıyor eğer daha uzun süre kalmayı planlıyorsanız benim gibi süresi bitmesine yakın Turing ile iletişime geçerek uzatma işlemini yapabilirsiniz. Size en yakın ofislerin bilgilerini veriyorlar ve gerekli yazışmaları yapıyorlar. Elinizdeki karnenin üzerine uzatma kaşesi basılıyor. Bende henüz yapmadım biliyorsunuz. Eğer yanlış öğrendiysem seneye düzelteceğiz demektir 🙂 Unutmadan en fazla 3 ay  dahauzatılabiliyor. Kısacası Triptik karnesi toplam geçerlilik süresi en fazla 15 ay olabiliyor 🙁