Bir Kadın Gezginin Maceraları

Etiket: Ohrid

  • Araba ile Ohrid…

    Araba ile Ohrid…

    ‘Araba ile Bitola’ yazısı devamı…

    Yaklaşık bir buçuk saat sonra Ohrid’ e vardık ve biraz dolanmanın ardından otelimizin yerini bulduk. Daha arabadan iner inmez yakınlarda olan bir düğünün konvoyu bizi davullu zurnalı karşılıyordu Ohrid’ te. Ardından Makedonya Türkleri’ nden olduklarını öğrendiğimiz  hotel sahibi çiftle tekrar şaşırıyoruz. Sonrasında eşyalarımızı bırakıp gece 1’de havuz keyfi, ardından konuksever hotel sahiplerimizin ”siz yorgunsunuzdur” diyerek bize hazırladıkları havuz kenarında şarap, peynir ve güzel bir sohbet sonrasında rahat bir uyku. Bu arada hala mahalle düğününün müzikleri duyulabiliyordu.

    4

    Güzel bir sabaha uyandık Ohrid’ te ve 5 dakika içinde çarşıya indik. Aynı Bitola’ da olduğu gibi Ohrid’ te de yapılar, insanlar ve kültür çok benzer şekilde karşıladı bizi. Çarşı içerisinde bir pazar kurulmuştu. Uzun süre sonra bu kadar doğal meyve sebzeler görmek gerçekten çok keyif vericiydi. Hemen birşeyler alıp attık azığımıza. Daha sonra küçük bir meydanda yan yana konumlanmış bir köy kahvesi görünümünde olan kahvede birer kahve yudumlayarak yavaş yavaş dolanmaya devam ettik. Etrafta alışveriş yapabileceğiniz küçük mağazaların yanında, sahaflar tadında küçük kitap satan ve bunların aralarında bulunan hediyelik eşya dükkanları, gerçekten şirin bir hava katıyor çarşıya. Çarşı içinde Türk Sokağı’ nda çok ucuza güzel yemekler, kahvehane ve alışveriş yerleri bulmak mümkün.

    2

    Biraz daha aşağıya doğru inince sahile iniyoruz, Ohrid Gölü kenarına. Baktığınızda denizden ayırt edebileceğiniz gibi gözükmüyor çünkü gerçekten büyük bir göl burası. Ve göl kenarında konumlanmış restaurantlar tam bir Ege adası havası katıyor buraya. Bizde bir restauranta girip bakıyoruz yemeklerin tadına. Geleneksel olanlardan sipariş ediyoruz ve gerçekten çok beğeniyoruz yemeklerini de. Etraftaki şirin hoteller, kafeteryalar, daha sonrasındaki restaurantlar, aralardaki taş sokaklar, sokaklardaki renkler, evlerin camlarının önündeki rengarenk çiçekler… Gerçekten çok keyifli bir görünüme kavuşturuyor Ohrid’ i. Tabii buralarda hep yemyeşil dağların eteklerindesiniz ve havadaki oksijeni algılamakta zorluk çekiyor vücudunuz İstanbul’ da yaşayınca. Daha sonra sahilden başlayarak dalıyoruz ara sokaklara ve başlıyoruz fotoğraflamaya etrafı. Zaten fotoğraf makinalarımız düşmüyor hiç elimizden.

    5

    İnsan ve doğa manzaraları iç içe girince fotoğraf çekmekten alıkoyamıyor insan kendini. Çok güzel kareler yakalıyoruz ve insanların sıcak davranışları pek hoşnut ediyor bizi. Sokaklarda dolaşırken, bir anda kendinizi Safranbolu’ da az daha ilerde Beypazarı’ nda bulmak mümkün. Sahil kıyısından doğru ilerlerken ulaştığınız ince tahta yol sizi burçlarınız ile buluşturuyor dilek dileyebilmeniz için. Buradan devam ederek St. John Kilisesi’ ne vardığınızda daha da anlıyorsunuz manzaranın muhteşemliğini.

    3

    Bunca güzelliğin arasında biraz daha vakit geçirip izin istiyoruz Ohrid’ ten de ve ‘’kesin tekrar geliriz’’ diyerek yavaş yavaş dönüş yoluna geçiyoruz. Dönerken bir gece daha Kavala’ da konaklıyoruz, biraz daha deniz sefası yaparak İstanbul’ a doğru yollara düşüyoruz.

    Makedonya belki de çok bilinmemesinden kaynaklı, turizm yönüyle insanların son dönemlerde dikkatini çeken bir bölge. Ancak kesinlikle görülmesi gereken yerlerden diye alıyorum notlarımın arasına. Ve biz her gidişimizde hala yeni yerlerini, yeni güzelliklerini keşfediyoruz. Aynı yerlerine gittiğinizde bile gezilecek başka küçük bir sokak bulabilmek mümkün. Keşfetmediyseniz, çok geç kalmayın…

    6

  • Makedonya’ya doğru…

    Makedonya’ya doğru…

    Uzun süredir yaptığımız Balkan ülkeleri gezi planının ilk ciddi denemesiydi Makedonya…

    Yunanistan  Kavala’ da bir gece geçirdikten sonra sabahın ilk ışıklarıyla yola koyuluyoruz, rotamız Makedonya.  Bitola – Niki sınır kapısından girmeyi planlayarak başlıyoruz yola, ilk maceranın yavaş yavaş geldiğinden habersiz. Arabada sohbet sırasında yol ayırımında karşıma çıkan tabeladaki ok işaretini yanlış algılayarak sağ taraftan devam ederek yeni bir yol keşfedeceğimizden habersiz, bir anda kendimizi virajlı dağ yollarında buluyoruz. ”Sınıra yaklaşmamız lazım, neden gemedik? ” diye düşünürken küçük bir Makedonya tabelasını görünce ”tamam” diyorum ama yol dar ve kimse yok, kesin baktığımız yol bu değil….Yolun  yoğun olmamasından çok tercih edilen bir seçenek olmadığınıda çok geç olmadan anlıyorsun. Yapacak birşey yok, yola devam… Yol, Türkiye’ deki Karadeniz’ in meşhur virajlı yollarını aratmadığı gibi güzel yeşile bürünmüş halide keyifli.

     YunanistanYolun keyfi bir süre sonra yerini yorgunluğa bırakıyor ve yolunuza  dinlenebileceğiniz gibi hiçbir yer çıkmıyor. Artık sıcak, yorgunluk ve açlığında bastırması bizim için zorlayıcı olmaya başlamışken karşımıza yolun sağ tarafına konumlanmış bir restaurant çıktı. Derin bir ‘’ohh’’ çekerek arabamızı sağa çekiyor ve içeriye giriyoruz. Önce bir kahve bile olsa iyidir derken yemekte bulunca bizim için doping istasyonu haline geliyor bir anda burası. Ummadığımız kadar lezzetli yemekler  yediğimiz bu yer; dere kenarında, sazlıklar içerisinde – bizim Ağva benzeri – bize biraz dinlenme fırsatı verdi ve artık kendimize gelmiştik. Molanın ardından yeniden yola koyulduk.

    IMG_7441

    ”Bu ne sıcak böyle hava biraz serinlese bari ‘’ dileğimizden 15 dakika kadar geçtikten sonra yol bizi biraz daha düzlük bir tepeye çıkartmıştı ki karşımızdaki dağlara şimşekler çakmaya başladı, sıcaklık birden 20 derece kadar düştü ve bardaktan boşanırcasına bir yağmur başladı. O kadar ki, yolumuzu görmek için arabayı durdurmak zorunda kaldık çünkü yağmurdan önümüzü göremez hale gelmiştik.

    Ben hayatımda ilk defa bu kadar kısa sürede böyle bir hava değişimi yaşadım. İnanılacak gibi değildi. Doğa bize bir anda adrenalin yüklemesi yaptı.  Sanki bir filmin içinde çekilen başka bir sahneye geçmiştik bir anda. Elime fotoğraf makinamı alıp düşen yıldırımları çekmeye çalıştım bir süre ama başaramadım tabii, burada döneceğimiz yolu farkında olmadan kaçırdığımızı  yağmur  hafiflediğinde anlayabildik. Ama toprağın, etrafımızdaki ağaçların ve çiçeklerin kokusu, dağlardaki yeşillerin daha bir yeşili, mükemmel bir görsel ziyafete dönüştü  ve hava artık daha serindi. O yarım saatlik felaket bize eşsiz bir manzara sunmuştu arkasından.

    IMG_7419

    Sonunda yanlış girdiğimiz patika çıkışı, bizi doğru yola bağladı. Küçük birkaç köyün daha içinden geçmemizin ardından sınıra ulaştık ve Bitola’dan Makedonya’ ya girdik.

    Devamı…Araba ile Bitola