Bir Kadın Gezginin Maceraları

Etiket: Batı Sahara

  • Batı Sahra En Az Para Harcadığımız Ülke Günlük Maliyet : 15.54 USD

    Batı Sahra En Az Para Harcadığımız Ülke Günlük Maliyet : 15.54 USD

    Batı Sahra’ da toplam 29 gün geçirdik. Böyle bir plan hiç yapmamıştık. Moritanya vizesinin 120 € dan 55 € ya düşeceğini öğrenince kamp alanına da para ödemeyince had kalalım dedik. Ve Dakla’ da 21 gün çadırda yaşadığımız süre boyunca doğa bize pek çok şey öğretti. Detaylarını merak ederseniz tıklayın yeter 🙂

    Toplam 26 gün doğa ile baş başa zaman geçirdik. Sadece 3 gün kamp alanına ücret ödeyerek konaklama yaptık. Böyle olunca hiç hotelde konaklamadık.

     Batı Sahra’ da toplam 450.70 USD harcamışız ve günlük maliyetimiz 15.54 USD olmuş, İki kişi her şey dahil. Öyle tahmin ediyorum ki motosikletle Afrika gezimizin en ucuz ülkesi olacak kendisi.

     Kalem kalem harcama listemiz ;

     Benzin : 100.70 USD

     Konaklama : 23 USD

     Yeme-İçme : 277.60 USD

     Sim Kart-Internet : 9 USD

     Sağlık Harcamaları : 0

     Paralı Yol-Otopark : 0

     Toplu Taşıma, Feribot,Taksi…. : 0

     Müze, Ören Yeri….Bilet Masrafları : 0     

     Vize,Motosiklet Gümrük ve Sigorta İşlemleri : 0

     Motosiklet, Mutfak, Güzellik….Alışveriş Kalemleri : 40.40 USD

  • Batı Sahra ve Moritanya’ da ”FİŞ” Olmadan Yola Çıkmayın!

    Batı Sahra ve Moritanya’ da ”FİŞ” Olmadan Yola Çıkmayın!

    Batı Sahra ve Moritanya’ da Polis-Askeriye Kontrollerinin Vazgeçilmezi ‘’FİŞ’’. 

    Batı Sahra ve Moritanya’ ya ya özellikle motosiklet ile gezi planlıyorsanız yanınızda ‘’Fiş’’(FICH) yoksa güneşin altında dakikalarca beklemek sizi mutlu etmeyecektir. Sıcak hiç çekilmiyormuş öğrendik. 🙂

    Fas’ ta hiç bir kontrol noktasında kimse bizi durdurmuyordu ama Batı Sahra’ ya girince her yerleşim yerine yaklaştığımızda 2-3 kilometre ara ile polis, jandarma, askeriye ne varsa durdurup ‘’Fiş’’ soruyordu. Yoksa pasaportu alıp içeri gidiyorlardı ve biz garibanlar güneşin altında dakikalarca bekliyorduk. Sonradan ne olduğunu keşfettik tabi….

    Pasaport ve motosiklet (araç) bilgilerinizin yazılı olduğu basit Fransızca bir kağıt. Elle doldurup 50-60 tane fotokopisini çektirdik. Tüm Moritanya ve Batı Sahra’ da kullandık.

    Bizi durduruyorlar ve tüm konuşma şöyle geçiyor (söylendiği gibi yazıyorum) : ” Bonjur, Sava, Fiş” Ardından yola devam. Arada nereye gittiğini soruyorlar tabi… 🙂

  • 21 GÜN DAKHLA’ DA ÇADIRDA YAŞAM VE DOĞA BİZE NE ÖĞRETTİ?

    21 GÜN DAKHLA’ DA ÇADIRDA YAŞAM VE DOĞA BİZE NE ÖĞRETTİ?

    1. BÖLÜM İçin Tıklayın…

    2. BÖLÜM

    Her gün açılan bir ipi yeniden bağlamakla, yerinden oynayan taşı düzelmekle, mutfak tezgahına doluşan kumları temizlemekle uğraşmaktan söylenip duruyorduk ilk başlarda. İyi de neye söyleniyorsun ki? Şu an için gidecek başka bir yer, yapacak başka bir şeyin var mı? O zaman söylenmeyi bırak. İş paylaşımı yap. Yaptığın şeyle mutlu ol. Yoldan topladığın şeylerle kendine bir ev yapmaya çalıştın ve bak iyi kötü işe yarıyor. Ufak tefek aksaklıklar olacak tabi. Her geçen gün daha sağlam bir şekilde yeniden yapmayı öğreniyorsun. Bence bununla mutlu olmalısın. 10 gün sonra artık yaptığımız şeyleri yeniden düzeltmekle uğraşmıyorduk. Sadece kum fırtınası nedeni ile taşların üzerinden kalkan kumları yeniden koyuyorduk. 15 günün sonunda artık bunu da yapmıyorduk. Çünkü başka bir şey daha öğrenmiştik. Kumları sulamak! Evet rüzgar kumları uçuyor değil mi? Kum ıslanınca sertleştiğine göre rüzgar onları bizim taşlarımızın üzerinden alıp götüremez artık. 🙂

    "d</p

    Çadırda yaşıyor olmak derli toplu ve temiz olmaktan vazgeçmek değil. İyide kumun içindeyken her an esmeye başlayacak rüzgar ile çadırda ne varsa kum olacak yeniden. 2 saat önce temizlediğin çadır bir anda kum içinde kalabiliyor. Söylenip öfkelenmek, surat asmak ne işe yarıyor? Yine sen temizliyorsun yine sen topluyorsun. Nerde yaşadığını unutma, çöldesin! Eğer kum yoksa etrafında sorun var demektir. 🙂 Söylenmek yerine çare ara bence… Eşyalarımız daha az yer kaplasın diye kullandığımız iki tane sıkıştırma torbalası vardı. Motordan dururken bir işe yaramıyorlar nasılsa şu anda dedik ve çadıra getirdik. Birisine uyku tulumlarını koyup diğerine gece yatarken giydiğimiz ve çadırda kullandığımız kıyafetleri koyup kapatmaya karar verdik. İşe yaradı mı yaradı. 3. Gün sabahı alışmıştık bile. Kıyafetleri değiştir katla içine koy, çadırın bir kenarında dursunlar. Gel bakalım kum fırtınası artık eşyalarımızın arasına süzülemezsin…

    camping-on-the-desert

     Kıyafetlerde uyku tulumları da küçülünce çadır pek bir büyüdü. Kum fırtınası çıktığında çadırın içinde kullandığımız alan genişledi genişlemesine ama saatlerce yerde oturmak zorunda kalmaktan pek mutlu değildik. Sabah kahvaltı etmekte zorlandığımızda, öğlen doğru düzgün yemek yiyemediğimizde, yerde otururken kumlarla boğuşmaktan bunaldığımızda bazen çaresiz hissediyorduk ve soruyorduk birbirimize ‘’burada ne yapıyoruz? Kalkıp gitsek mi?’’ Bu düşünce bize bir şeylere yenik düşmüşüz hissi veriyordu ay zamanda. Ne yapsak derken aklıma bir fikir geldi ama denemeden Ferry’ e söylemek istemedim. Biz matlarımızı zaman zaman dışarda rahat oturmak için koltuk haline getiriyorduk. İyi de bunu neden çadırın içinde yapmıyoruz ki? Motosikletten matların sandalye çubuklarını aldım. Matları sandalye haline çevirdim ve baktım ki gayet güzel görünüyorlar ve rahatlıkla çadırın içinde oturulabilecek durumdalar. Ferry’ i çağırdım sana sürprizim var diye. Görünce hem çok şaşırdı hem de çok mutlu oldu. Elimizde neler olduğunu ve onlarla neler yapabileceğimizi tekrar tekrar düşününce kendimizi mutlu edecek bir şeyler yaratacağımızı görmüş olduk. Gün içinde çadırda mahsur kalmak bizi mutsuz etmemeye başladı. Rahatlıkla kahvaltımızı edip, oyun oynamaya, kahve içmeye başladık…. Hatta geceleri çadır bir anda sinema odasına döndü. Sandalyelere kuruluyoruz. Motosiklette kullandığımız depo çantalarını da üst üste koyup masa yaptıktan sonra. Tablet’ i yerleştir, filmi aç ve keyfine bak…

    kamp ve çadır hayatı

     Gün içinde çadırda oturmak eğlenceli oldu olmasına da kapı pencere kapalı en üst katta yazın sıcağında oturur gibisin içerde. Bir süre sonra yandım diyorsun. İç kapıları açsak sadece sineklikler kum tanelerini tutmaya yetmiyor. Başlarda sıkı sıkı kapalı tuttuk fermuarları da ne oldu? Her kum fırtınası sonrası temizledik mi içeriyi? Hatta ara ara gelen kum fırtınası yüzünden günde 2-3 kere temizlemeye kalkmadık mı çadırı! Yahu arkadaş çölde kumdasın. Kapıyı kapatsan da açsan da başa çıkamazsın. Nefes nefese kalmak, terlemek daha mı iyi? Dışarı çıkınca kum daha beter vücuduna yapışıyor. 🙂 Ve sonunda dedik ki; Aç arkadaşım girsin kapıdan bacadan o minicik tanecikler yatmadan önce çıkartırız her şeyi dışarı içeriyi bir kerede temizler, yerleştirir ve uyuruz. Ne mi oldu? Dediğimizi yaptık ve bununla eğlenmeye başladık. Surat asmak yerine gülmeye başladık. Ne de olsa artık sıcaktan içerde bunalmıyoruz.

    kampta-temizlik

     Bazı geceler tuvalete gitmek için uyandığımda bir bakıyorum uyku tulumumun üzeri kumlarla kaplı. Nasıl olduğunu çözemiyoruz bir türlü. Tamam artık kumla, rüzgarla ve fırtınayla savaşmamayı aksine eğlenmeyi öğrendim ama o kumlar kıyafetinin içine girip eline yüzüne değdiğinde gece uyurken rahatsız ediyor insanı. Sinek ısırıyormuş gibi geliyor bir de sürekli kaşındırıyor. İşte bu kısım gerçekten bana fazla. L Ferry’ nin tarafında hiçbir şey yok. Kesin bana garezi var bu kumların. J Ferry rüzgar korumalıkları ve mutfak tarafında uyuyor. Adı üstünde koruma! Dedektif gibi gece yarısı, uykumuzdan uyanıp, elimizde fenerler bekliyoruz. Nerden içeri sızmaya çalışacak arsız kum diye…..Ben açık kalan taraftayım. Hem rüzgarla yerden kalkan kumlar hem de rüzgarın çölden getirdiği kumlar havada uçuşurken çadırın yanlarında yer alan pencere deliklerinden içeri girdiklerini keşfettik. Pencereyi kapattık. Yere çadırın etrafına şişleri yerleştirip rüzgarla çadırın rüzgarlığının havalanmasını engelledik ve her gece bahçe sular gibi çadırın etrafını sulamaya başladık. Sevgili Doğa, seninle savaşmayacağız seninle yaşamayı öğreneceğiz. Bak sen bizi bunaltıp kaçırmak için her yolu deniyorsun biz de inadımız inat, kaçmak yerine seninle beraber mutlu bir şekilde yaşamayı öğreniyoruz. 🙂
    gezerken çadırda yaşam

    Tabi tüm bu yazdıklarımdan sonra yemek konusunda ne yaptığımızı merak eden var mı? Rüzgar sorun değil ama kum fırtınası varsa gerçekten sıkıntı. Önceleri bayağı zorlanıyorduk. Çünkü yemek yapmaya çalışırken malzemeleri kumdan koruyabilmek o kadar kolay değil. Ve yemek yerken ağzında kum tanelerinin dolaşıyor olması en güzel yemeği bile keyifsiz hale getirebiliyor. Buna çözüm üretmek daha kolay oldu bizim için. Kum fırtınası olmadığı anda yemekleri beraber yapmaya başladık. Bazen sabahtan hem öğlen hem de akşam için yemekleri hazırlıyorduk. Tencereleri çadırın ön tarafına yüklük bölümüne koyuyorduk, plastik poşetlerin içinde tabi. 🙂 Acıktığımızda hala kumlarla sorunumuz olsa bile Ferry ya da ben dışarı çıkıp ocağı açıp sadece tencereyi üzerine koyup ısınır ısınmaz çadıra getiriyorduk .
    camp-kitchen

    Tüm bu yazdıklarımı doğada çadır ile yaşamayı öğrenmek üzerine…. Tüm bunları yapmayı öğrenirken farkında olmadan birbirimizle sürekli çatışmak yerine daha uyumlu çalışmayı, daha üretken olmayı ve birbirimize karşı daha anlayışlı ve sabırlı olmayı öğrendik.

     Bugüne kadar gezerken her şeyi tek başına yapmaya öyle alışmışım ki Ferry yardım etmek istese hayır diyordum. Bir şeyi yapmaya başlasa çok yavaşsın ver ben yapayım diyordum. Tabi tüm bunlar benim iyi bildiğime inandığım şeyler için geçerli J Onun iyi bildiği bir şey ise ben yakanına bile yanaşmıyordum.

     15. günün sonunda mutfakta Ferry bezelye ayıklayıp patatesleri doğrarken ben tencerede eti kavuruyordum. Ben çamaşırları yıkarken Ferry yıkadıklarımı durulayıp asıyordu. Ben çadırı temizlerken Ferry uyku tulumlarını havalandırıp matları temizliyordu. Tahtalar yerinden oynadıysa birini o yapmaya çalışırken diğerini ben halletmeye çalışıyordum. Su almamız gerekiyorsa Ferry tek başına yürümüyordu artık. Onunla beraber gidip yardım ediyordum. Yemeği ben yaptıysam arkamı döndüğümde Ferry’ i bulaşıkları yıkarken buluyordum. Dakhla’ ya alışverişe giderken artık eksikler listesini beraber hazırlıyorduk. Pek çok şey için sen bunu yap ben bunu dememize gerek kalmadan iş paylaşımı yapıyorduk. Kim ne de daha iyiyse onu yapsın demedik. Kim öğrenmek istiyorsa, diğerimiz sabırlı olup beklemeyi, öğretmeyi, zamanları ona göre ayarlamayı öğrendik.

    motosiklet-ile-gezi

     Sanırım beraber motosiklet ile koca bir dünya turuna şimdi gerçekten hazırız. Artık yola devam etme zamanı. Bir sonraki durak Marutanya. Bakalım Afrika bize daha neler öğretecek?

     Kısacası; 21 gün aynı noktada çadırda yaşamak ve doğanın her koşuluna ayak uydurmaya çalışmak; bize neler yapabileceğimizi nasıl daha mutlu olabileceğimizi, daha önce tecrübe etmediğimiz zorluklarla nasıl başa çıkmamız gerektiğini ve en önemlisi birbirimize karşı daha anlayışlı olmayı öğretti.

     

  • Neden 21 Gün Boyunca Aynı Yerde Çadırda Yaşamaya Karar Verdik?

    Neden 21 Gün Boyunca Aynı Yerde Çadırda Yaşamaya Karar Verdik?

    1.BÖLÜM

    ”Gittiğin her yerde kamp yapmak, doğa ile baş başa olmak her zaman kulağa hoş geliyor, peki çadırda yaşamaya başlarsan da aynı şeyi hissedebilir misin?”

     Sırt çantalı gezilerimde zaman zaman kamp yapıyordum. Ferry ile motosiklet yolculuğuna başladığımızdan bu yana 6 ay geçti ve yolculuğumuzun %80’ nini kamp yaparak geçirdik. Afrika kıtası yolculuğuna başladığımızdan bu yana da neredeyse hiç hotelde kalmadık. Yolda kamp alanlarına girip çadır açmak ya da bir yeri beğenip bir iki gün kamp kurmak ile günlerce aynı yere çadır açıp orası evinmiş gibi yaşamanın ne kadar farklı olduğunu gördük. Hele yaşamak için seçtiğin yer rüzgarı ve kumu ile Batı Sahara’ nın Dakhla bölgesi olursa….

     Buraya ilk geldiğimizde 2-3 gün kalıp ayrılmayı planlıyorduk ama Marutanya vizesinin fiyat ve kurallarının 2-3 hafta içinde değişeceğini öğrenince acaba kalsak mı diye konuşmaya başladık. O kadar uzun süre nasıl kalabiliriz diye düşünmeye başladık. Çünkü burada rüzgar çok güçlü ve ne zaman nerden eseceği belli değil. Belki okyanus kenarındayız ama günün sonunda hala çöldeyiz. Günlerce nerede yemek yapacağız? Nerede oturacağız? Çadırı ve kendimizi kumdan, rüzgardan, yağmurdan….nasıl koruyacağız? Üstüne üstelik ilk iki gün rüzgarla bayağı boğuşmuş ve çoktan yorgun düşmüşken…

    oneroadoneworld

    Bir karar vermemiz gerekiyordu. Dedik ki; ‘’Burayı bir okul kabul edelim. Doğayla savaşmayı değil barışık yaşamayı öğrenelim. Birbirimizle çatışmak yerine nasıl uyumlu çalışacağımızın yollarını bulalım. Her kötü duruma ayak uydurmaya ve üstesinden gelmeye çalışalım. En önemlisi birbirimizi daha iyi tanıyalım ve limitlerimizi görelim.’’

    bati-sahara-kamp-alanlari

     İşte 21 gün aynı noktada çadırda yaşama maceramız böyle başladı.

     Yapmamız gereken en önem şey çadırımızı daha doğrusu evimizi rüzgardan daha iyi korumanın yollarını bulmaktı. İlk zamanlar işin kolayına kaçtık ve karavanlardan yardım isteyerek, onlardan ödünç aldığımız tahta sopalar ile çadırın altına sermek için kullandığımız brandayı çadırın önüne açtık ama 2 metre bizi rüzgardan korumaya yeterli gelmedi. Şehirden bambu, branda, sopa…vb. neye ihtiyacımız varsa bulup alabileceğimizi söylediler. Hesapladık, hepsi toplam 25-30 EUR civarında bir para yapıyordu. Düşünmeye başladık ama parayı değil! ‘’Ya yakınımızda şehir olmasaydı ya cebimizde beş kuruş olmasaydı ne yapardık?’’

     Aklımıza çocukken okuduğumuz Robinson Cruose tarzı kitapları geldi hemen ve kumsalda, ya da çölde adına ne dersen, uzun bir yürüyüşlere çıkmaya başladık. Diğer kamplardan ya da balıkçılardan kalma neler var bakalım diye. İşe yaradı!

     İlk topladıklarımız ancak minik mutfak yapmamıza, bulduğumuz kartonlar ise ocağa kum gelmesini engelledi. Aradığımız şeyleri toparlamamız 2-3 günümüzü aldı. Tabi ki her şeyi kafamızda ki gibi bulamadık ama günün sonunda elimizde bambular, muşamba, tahta parçaları, balıkçı ipleri ve boş 5 lt. şişeler vardı. Bir taraftan topladıklarımıza bakıyor diğer taraftan kendimize gülüyorduk; Bıraktığımız evlerimize, yaşamlarımıza bir bak birde şimdi yaptıklarımıza….

    kampta-mutfak-nasil-yapilir

     Hemen küçük ve önemli bir not eklemem lazım: Burada rüzgar üç yönden esiyor. Kuzeyden gelen esinti okyanustan gelen rüzgar demek. Kum fırtınası yok ama soğuk hava dalgasının var. Doğudan eserse biraz daha şanslısın ki çok nadir şansın yaver gidiyor. Hava soğuk değil ve kumlar havada dans etmiyor. Rüzgar yönünü güney doğuya mi çevirdi? Vay haline. Hava sıcak. Olmasına sıcak ama kum fırtınası yolda demek. Çünkü rüzgar çölden geliyor. Bu söylediğimi lütfen filmlerden gördüğümüz kum fırtınası gibi düşünmeyin. Göz gözü görüyor J Rüzgar sörfü gibi aktivitelere meraklıysanız, kıyafetleri giyip vücudunuzu kumdan koruyup birde gözlükleri taktınız mı en keyifli zaman sizin için başlıyor demektir. Ama ağzınızı açarken dikkat edin sonra kum taneleri günlerce ağzınızın içinden çıkmamakta inat ediyor. 🙂

    kum-firtinasi

     Tabi bizde tüm bunları öğrendikten sonra bulduğumuz tüm malzemeler ile kendimizi biraz doğu biraz da güney doğu yönünden koruyalım dedik. Ve yapacağımız rüzgar korumalığının hemen arkasına da minik bir mutfak kurmaya karar dedik. Çünkü kum üzerinde yemek yapmak zor. 🙁 Bir şekilde yemeğin için tuz tanesi gibi girmeyi başarıyor namussuzlar. Tabi tüm bunları yapmak demek daha önce yaptıklarımızı sökmek ve her şeye sıfırdan başlamak demekti. Ama başka şansımız yoktu. Çünkü kuzeyden esen rüzgarın bir iki güne kadar yön değiştireceği haberi gelmişti çoktan.

    cadir-ruzgardan-nasil-korunur

     Elimizde ne varsa topladık, koyduk önümüze. Yapacaklarımızı planladık ve başladık evimizi yapmaya. Tahtaları diktik, aralarına bambuları bağladık. Muşamba ve brandayı bağladıktan sonra bulduğumuz ipler ve taş yardımı ile tahtaları sabitledik. Tabi taşları kumda açtığımız çukurların içine koymayı ve üzerlerini yeniden kum ile kapatmayı unutmadık. Daha önce kamp yaparken yapmış mıydık böyle bir şey? Hayır. Hayatımızda daha önce çit gibi bir şey yapmayı bile denemiştik. Ama macera filmleri seyretmeyi sevmek çok şey öğretiyormuş.:)

    Bulduğumuz şişelere kum doldurup masa ayakları yaptık ve tahta parçalarını üzerine koyarak, iplerle sabitledik. Böylece mutfak tezgahımızda hazır oldu.

    kamp-mutfagi

    Çadırı da ipler ve taşlar yardımı ile iyice bağladık. Yanımıza Afrika yollarında mola verdiğimizde güneşten korunabilmek için aldığımı deniz şemsiyesini de açtık. Şemsiye dediğime bakmayın kendisi yarım çadır resmen. Güneşten korunmaktan için değil, rüzgar ve soğuktan korunmak için kullandık kendisini.:)

     Bu kadar uğraştan sonra çadırımızda yaşamaya başlayınca neler öğrendik? Beraber uyumlu çalışabildik mi?

    2. BÖLÜM için tıklayın….

  • Batı Sahara İçin Vize Gerekli mi?

    Batı Sahara İçin Vize Gerekli mi?

    Batı Sahara’ nın kontrolü Fas, Marutanya ve Sahravi Demokratik Arap Emirliği(SADR) elinde. SADR’ ın kontrol ettiği bölge Serbest Bölge olarak anılıyor.

    Fas’ tan Batı Sahara’ ya giriş yaptığınızda yeniden ülke giriş-çıkışı şeklinde bir pasaport kontrolü yok. Ama çok fazla kontrol noktası var.  Bazen 100 km. gidiyorsunuz kimse sizi durmuyor. Bazen 10 km. içinde 5 tane kontrol noktasında durup pasaport gösterip kayıt olmanız gerekiyor.

    Marutanya’ dan Batı Sahara’ ya geçerken aslında Marutanya’ dan Fas’ a geçiyorsunuz. Bu nedenle, Marutanya’ dan çıkış yapıp Fas’ a giriş yapıyorsunuz. (Motosiklet ve sizin için Fas girişte gerekli evraklar )

    Batı Sahara’ da, Fas’ tan Marutanya’ ya ilerlerken bir süre sonra hangi ülke için kontrol noktasında durduğunuzu bilmiyorsunuz. Ama kimse pasaporta kaşe basmıyor. Sadece bilgilerinizi bir deftere yazıp, nerden gelip bir sonraki durak neresi diye soruyorlar. Ve kimse motosiklet evraklarını sormuyor. Sadece plakaya yazarak markasını soruyorlar.