Bir Kadın Gezginin Maceraları

Kategori: Tatil

  • Dünya’nın Sonundaki Salıncak, Ekvador

    Dünya’nın Sonundaki Salıncak, Ekvador

     Bir deli bir kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkartamamış. Sanırım bu söz tam da ona göre…

    Latin Amerika için yola çıkarken her zaman olduğu gibi ilk araştırdığım şeylerin başında ‘Latin Amerika’ da görülmesi Gereken Yerler’ ve ‘Ölmeden Önce Görülmesi Gerekenler’ geliyordu. Bunların arasında en çok ne mi ilgili mi çekti?

     Çocukken sallanmayı çok seven ve büyüdükçe kendine uygun salıncak bulamayan birisine söylenebilecek en güzel şey: ‘‘Swing End of The world’’, ‘’Dünya’ nın sonunda ki salıncak.’’ Durum böyle olunca rota planlamasının en üst sırasında yerini aldı bu heyecan verici salıncak.

     swing end of the world

    Yola çıkarken düşünmeden edemiyorsun; İyi de kim bir uçurumun eteğine salıncak yapar? Koruması olmayan, ipleri ağaca sadece bir metal ile tutturulmuş bir salıncak. Kaç akıllı gidip orda sallanır?

    Ekvator’ un Amazonlara açılan kapısı olarak bilinen Banos şehrinde yer alan Tungurahua volkanı, Güney Amerika’ nın en aktif volkanı. Onun sismik hareketlerini ölçebilmek için yakınlarında bulunan 2700 meter yükseklikte ki bir dağın tepesi seçilmiş ve yamaçtaki  ağacın üstüne tek odalı bir ev yerleştirilmiş. Buraya kadar her şey normal gözüküyor… Ama nedendir bilinmez bu ağacın dallarından birine de bir salıncak kurulmuş. Hem de herhangi bir koruması olmayan.

    Banos,Ecuador
    Ekvador’ un amazon ormanlarına açılan kapısı.

    Evin adı La Casa Del Arbol, Türkçe adı ile ‘‘Ağaç ev’’. Sallansa da sallanmasa da bugün pek çok meraklı turistin uğrak noktası. Banos’ un amazonlara açılan kapı olarak bilinmesinin yanı sıra şehirde raftingden tırmanışa, yürüyüşten tehlikeli salıncağa kadar birçok aktivite bulmak mümkün olduğundan bu şehirde kendinizi hiç yabancı hissetmiyorsunuz. Konuşacak, maceraları paylaşacak birilerini her daim bulmak mümkün. Ne için o şehirde olurlarsa olsunlar neredeyse hepsinin aklında, oraya kadar gitmişken o salıncağı görmeden dönmeyelim var.swing end of the world

    Tepeye tırmanmak için yola çıktığımda adım adım salıncağa yaklaşırken heyecanım artıyordu. O gün şansıma hava kapalı ve 5 metre ötesini göremeyecek kadar sis her yer. Ama artık son tepedeyimdim,  çıkar çıkmaz görecektim evi. Deli miyim? Diye sormadan edemedim kendime. Ne işim vardı orda. Ya sallanırken denge mi kaybedersem ne olacak? Bu kadar heyecana gerek var mı? gibi birçok soru uçuşuyordu kafamda. Bir taraftan, o kadar tehlikeli olabileceğini düşünmüyordum diğer taraftan, öyleyse sallanacak mıyım? diye soruyordum kendime.

    tatligezginSonunda tepeye ulaştım ve fotoğraflarda gördüğüm ev karşımda duruyordu. 15-20 kişi vardı ama sallanan kimse yoktu. Acaba birşey mi oldu? diye merak ettim ama kimseye sormadan salıncağa doğru yürüdüm. En azından aşağıda ne var görmek istiyordum ama ne mümkün! Bırak karşında ki volkan nerede görmeyi, aşağısı 5 metreden sonrası kayıp. O anda tek düşündüğüm, bindin bindin yoksa yapamayacaksın oldu. Kendimi teselli ediyordum. Arka bahçede ki salıncakta sallandığını düşün ne olacak! Tamam bunu düşün düşünmesine de salıncakta gerçekten koruma yok ki!

    ecuador

    Salıncağa oturdum ve bıraktım kendimi boşluğa, nerde sallandığımı bilmeden. Sis bulutlarının arasında gidip geliyordum. Çocukluğumu hatırladım. Neden salıncakları bu kadar çok sevdiğim aklıma geldi. Beni rahatlatıyorlardı. Derslerin, sınavların streslerini atıveriyorlardı üzerimden sadece gülümseme oluyordu yüzümde. Ve o anda da aynı duygular kaplamıştı içimi işte. Salıncaktan indiğimde hissettiğim tek şey ‘yaramaz kız geri geldi’ oldu.

    tatligezgin, ekvador

    Hava açıkken ne görüyorsun acaba diye aklımdan geçirmeden edemiyordum. Ne de olsa bir daha buraya gelme şansım olur mu bilinmez. O yüzden beklemeye ve etraftaki kişiler ile sohbete başladım. Yaklaşık 2 saat sonra güneş yeniden o güzel yüzünü gösterme başladı. Bulutlar yavaş yavaş çekiliyordu. Şimdi ne olduğunu görebilecektim ve cesaretim varsa öyle sallanacaktım.

     Mis gibi güneş, manzara harika! Ne mi yaptım?  Salıncağa bindim ve bıraktım kendimi boşluğa. Ayakların boşlukta ve neredeyse gökyüzünde sallanıyorsun, yavaş yavaş yüzüne vuran o rüzgarı hissediyorsun ve karşında yeşilin her rengine bürünmüş muhteşem bir manzara. Geçmişi ya da geleceği yaşamıyorsun, düşünmüyorsun sadece o an var sende. Bir an, başarıların ve başarısızlıkların aklından geçiyor, yapmaktan vazgeçtiklerin ve neden ertelediklerin. O, 2 dakika belki de 10 yıl gibi geçiveriyor… Oraya nasıl gittiğimi düşünüyorum ve yaşadığım mutluluğu… Anlıyorum ki daha yapmam gereken çok şey var.

    Latin Amerika'da görülmesi gereken yerler

    O gün orda o salıncağa kaç kere bindiğimi hatırlamıyorum ama her seferinde özgürce ayaklarını gökyüzüne doğru uzatmak, yukardan aşağıya bakmak öyle güzel ve heyecan vericiydi ki. Yüzünde şaşkın gülümseme, içinde garip bir mutluluk ve heyecan. Özgürce bulutların üstünde tam da hayal ettiğin gibi….

    Ekvador'da görülmesi gereken yerler
    Swing end of the world, Ecuador

    Çocuklar, salınmayı ne çok severler değil mi? Büyüdükçe o salıncaklar küçük gelir, hatta eskisi kadar keyif vermez. Öyle düşünüyorsanız birde La Casa Del Arbol’ u deneyin. Ordayken cesur kızdan çok yaramaz kızdım. 5 yaşındayken bindiğim salıncakta hatırladığım heyecan ve keyif kadar heyecanlı ve keyifliydim.

    Gerçekten o kadar tehlikeli mi? Güney Amerika veya Ekvator’ a yolunuz düşüyorsa gezilmesi, görülmesi gereken yerler listenize bir alın bakalım. Sonrasında da  siz karar verin!

    Yola Çık! Sınırları geç! Hayatı keşfet!

    Latin Amerika' da görülmesi gereken yerler

    Dünyanın sonundaki salıncağa nasıl gidilir?  

    Dünyanın sonundaki salıncağa yürüyerek nasıl çıkılır?

  • Bir Efsane, Machu Picchu

    Bir Efsane, Machu Picchu

    İnkalar’ ın son kayıp şehri denildiğinden mi yoksa bilinmezlikleri nedeniyle söylentilerden mi o böylesi cezbedici? İnsanı hayrete düşüren konumu mu yoksa nasıl yapıldığı mı onu böylesi gidilesi kılan?  Nedeni bugün herkese göre değişiyor olsada, birçok kişinin görmek istediği yerler listesinde yer alıyor. Belki de Latin Amerika denildiğinde ilk gidilmesi gereken yer oluveriyor, kayıp şehir Machu Picchu.

    Machu Picchu

    Video için tıklayınız.

    7000 km. uzunluğu ile bugün Dünya’nın en uzun sıra dağları kabul edilen Andres Dağları’ da  kutsal vadide, ‘‘Sacred Valley’’,  kurulmuş Machu Picchu antik şehri. İnka İmparator’u Pachacuti tarafından 1450 yıllarında yaptırıldığı düşünülmekte. 1911 yılında Amerikan tarihçi Hiram Bingham tarafından bulunan bu şehir, 1913 yılında National Geographic Society’ nin nisan sayısını Machu Picchu antik şehrine ithaf etmesi ile ünlenmiş.

    Machu Picchu’ nun kurulan son İnka şehri olarak düşünülmesi bir yana bugün hala neden ve nasıl kurulmuş olabileceğine dair bilinmezlikleri de devam etmektedir. Bütün bu tartışmalar devam ederken antik şehir, 1983 yılında UNESCO dünya mirası listesine girdiği gibi, 2007 yılında da Dünya’nın yeni yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Hatta bir çok kitap ve internet sayfalarında da ‘ölmeden önce görülmesi gereken yerler’(MUST TO SEE BEFORE DIE) listelerinin üst sıralarında yerini alıyor. Bunlara ‘‘İnkalar’ ın Kayıp Şehri’’ ve ”Son İnka Şehri”  olarak adlandırmasınıda eklediğimizde her geçen gün ziyarete gelen turist sayısının artmasına şaşırmamak gerekiyor.

    DSC_1000_Fotor

    İnkalar dönemindeki ismi bilinmediğinden şu anki adını Türkçesi ‘‘Eski Zirve’’ olan 3082 metre yüksekliğindeki Machu Picchu dağından alıyor. Şehir, dağların arasında nehre yakın, deniz seviyesinden 2430 metre yükseklikte bir tepe üzerinde kurulu. Bu konumu nedeni ile 1532 yıllarında İspanyolların bölgeye gelişi sırasında farkedilmemiş ve günümüze kadar çok iyi bir şekilde kendini korumayı başarmış.

    Şehrin yapımında kullanılan bazı kayaların ağırlıklarının 30, 40 hatta 50 kiloya yakın olduğunu bildiğinizde buraya kaç günde nasıl getirilmiş olabileceklerini düşünmeden edemiyorsunuz. Bir çok kayanın üstüste yerleştirilmesi sırasında harç kullanılmadığını görmek, kayaların kesimindeki pürüsüzlük ve birbirlerine sıkıştırma şekilleri sizi şaşkına çevirmeye yetiyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi depremler bölgesi olası Peru’ da fay hattı üzerine kurulmuş bu şehrin 600 yıla yakın süredir dimdik ayakta durması onca yağmura rağmen bugüne kadar gelmiş olması size söyleyecek fazla söz bırakmıyor.

    DSC_0806_Fotor

    Machu Picchu antik şehrinin çökme tehlikesi olduğundan günde sadece 2500 kişinin ziyaret etmesine izin veriliyor. UNESCO, bu sayının daha bile azaltılmasını istemekte. Antik şehre girdiğinizde  bir yanda,  ‘Genç Zirve’, Huayan Picchu’ yu (antik şehirden 300 metre yüksekte) diğer yanda  ‘Eski Zirve’ Machu Picchu’ yu (antik şehirden 600 metre yüksekte) görüyorsunuz. Buralara ise sadece 400 kişinin çıkmasına izin veriliyor.

    Yıllardır fotoğraflardan gördüğüm hikayesini okuyup durduğum Machu Picchu’ ya Latin Amerika gezimin ikinci ayında ulaşmıştım ve tam da karşımda duruyordu. Her yerde o kadar çok fotoğrafını gördüğün için hiç yabancılık çekmedim sanki hep gördüğüm bildiğim bir yere gelmiş gibiydim. Ama içinde dolaşmak, okuduğum hikayeleri gözümde canlandırmak orada olmamı güzel kılıyordu. Antik şehri hızlıca gezerek güneşin doğuşunu izleyebileceğim güzel bir yere oturdum.

    Machu Picchu

    Güneş ilk olarak, Huayana Picchu dağının tepesine yumşak bir dokunuş ile geldiğini haber veriyor. Ardında da yavaş yavaş, adım adım şehrin o puslu karanlık görüntüsünü siliyordu. Ve ışıl ışıl cap canlı bir şehri gözler önüne sunuyordu.

    Machu PicchuGözlere hitap eden bu şölenin hemen ardından Machu Picchu dağına çıkmak için yola koyuldum. Uzaktan bakıldığında dağın üzerine asılmış merdivenleri görmek bir an için ‘nasıl yani?’ demeye yetiyor. Daracık ve yüksek merdivenlerden çıkarken, ‘ Hadi canım nasıl insanlardı ki bunlar?’ demeden kendimi alamıyordum.

    Her basamağın her manzaranın keyfini çıkarta çıkarta zirveye gelmeyi başarmıştım. İşte o zaman gerçek manzara göz kırpıyordu. Ucu sonu dağ olan etraftan sadece nehirlerin geçtiği ve bütün bunların arasında aşağıda bir şehir bana bakıyordu ve sanki ‘ Anladın mı farkı mı? Neden burdayım biliyor musun?’ der gibiydi. İnsan orada oturup şehre bakarken kendine şu soruları sormadan duramıyor; Neden ordasın? Kimlerdi sakladığın? Nasıl sana ulaşıyorlardı? Yoksa bilmediğimiz yeraltı tünellerin mi vardı? Tüm şehir neye benziyordu? Nesin sen nesin?

    Machu Picchu

    Diğer merak ettiğiniz bilgiler için ;

    Machu Picchu ‘ya nasıl gidilir?

    Hidroelectirica yürüyüş rotası

    Machu Piccu Dağı yürüyüş  

  • Nazca Çizgileri, Peru

    Nazca Çizgileri, Peru

    Yüzyıllar önce yapıldıkları tahmin edilen bu devasa şekiller neden çizilmiş? O zamanlarda havacılık olmadığına göre neden sadece havadan görülebilecek şekiller çizmişler? Bugün ‘Astronot’ olarak adlandırılan o figür asırlar önce neye istinaden, neye benzetilerek çizilmiş?

    Nazca çizgileri macerasının mini videosunu izleyin.

    İnsanlık tarihinin belki de en büyük sırlarından biri, tam anlamıyla bir gizem Nazca çizgileri.

    DSC_0737

    M.Ö. 1oo ile 600 yılları arasında çizildikleri düşünülen bu figürler, acaba Erich von Däniken ‘in kaleme aldığı‘Tanrıların Arabaları’ adlı kitabında yazdığı gibi, uzaylıların zeka ürünü mü?  Gerçekten yamuğa benzeyen o şekiller uzay araçlarının iniş pisti mi? Nazcalılar onları ‘Tanrılar’ kabul edip  onların görebilmesi için mi bu devasal hayvan figürlerini çizdiler?

    Bu şekiller nasıl keşfedildi?

    Bu çizgilerden bırakın dünyayı, Peru bile o kadar habersizdi ki! Pan America yol çalışmalarında bile farkedilmemişti. Bugün yol tamda bu figürlerin ortasından geçiyor. Neyse ki yol daha solda değil   ;-)

    photo-001

    1926 yılında, bu bölgede Nazca kültürü ile ilgili arkeoloji çalışmaları devam ederken, ekipte yer alan iki kişi bir tepeye tırmanıyor, kendilerini bekleyen süprizden habersiz. Çölün üzerinde bir insan elinden çıkamayacak kadar büyük, olağandışı şekilleri görünce hayret içinde kalmışlar ve geri dönerek gördüklerini anlatmışlar. 1930 yılında, Peru Hava Kuvvetleri bölgede uçuş yaparak çektikleri fotoğraflar ile bu figürlerin varlığını doğrulamış. 1939 yılında da Amerikalı arkeolog Paul Kosok ‘un yaptığı keşif uçuşu ve yayınladığı fotoğraflar ile tüm dünya bu çizgilerden haberdar olmuş.  Çizgiler, 1300 km2 alana yayılıyor, geometrik ve hayvan figürlerinden oluşuyor. Toplamda ismi konulan 26 dev figür var.

    Şekiller baktıkça sizi hayrete düşürmeye yetiyor. Çünkü Nazca çölü üzerinde uçarken gördükleriniz arasında, yüzlerce metre büyüklüğünde maymun, 250 metreden büyük kuş figürleri, 50 metreye yakın örümcek ve daha birçoğu… Neden? Neden? Neden? sorusu beyninizi kemiriyor resmen, bu figürlerin üzerinde uçarken. 500 metrelik dev ok Pasifik okyanusuna doğru yönelmiş neyi anlatmaya çalışıyor?

    DSC_0728

    1940′ lı yıllardan bugüne bir çok teori ortaya atılmış ve çürütülmüş durumda. Astroloji ile ilgili denilmiş ama sonuç getirmemiş. Eskiden, güneş ve ayın zamanları için çizilen figürler, insanlara ekinlerini ekmek ve biçmek için yardımcı oluyordu. Belki buradaki bazı geometrik şekiller için böyle düşünülebilir ama bu amaçla çizilmiş olsalardı neden sadece havadan görülebilecek şekilde çizilmişlerdi? Veya neden hayvan figürleri bunun içindeydi?

    52 yılını (1946-1998) bu çizgilerin anlamı için adamış Alman matametikçi Maria Reiche’ de sorulara net cevaplar bulamamış olsada bugün devam eden bir çok araştırmaya ışık tutmuş. Ve 1983 yılında bu dev şekillerin UNESCO Dünya Mirası olarak kabul edilmesini sağlamayı başarmış.

    Peki bu şekiller nasıl yapılmış olabilir?

    Bir kurama göre, insanlar ip ve tahtalar kullanarak şekillerin nereden başlayıp nerede biteceklerine işaretlemiş. Ardından bölgedeki tüm taş ve çakılları temizlemişler. Yapılmak istenilen figürün en küçük parçasından büyük şekile doğru çizimlerini yapmışlar ve bunun için çölün üzerinde ki sert tabakayı kazıyarak altındaki açık renk tabakaya ulaşmışlar.

    DSC_0805

    Kum fırtınalarının olduğu bir bölge olduğunu düşündüğümüzde bu çizgileri yaparlarken kumların altında kalmamış mı? Tekrar tekrar bulup temizleyip yeniden mi yapmışlar? Ne kadar zamanlarını almış?

    İtalyan arkeolog  Guiseppe Orefici’ni bu kuramı, Perulu ilkokul öğrencileriyle gerçekleştirdiği bir deneyle kanıtladı. Öğrencilerle birlikte, direkler, ipler ve bazı temel geometri kurallarını kullanarak, bu dev şekillerden bir tanesinin benzerini yarım gün içinde gerçekleştirdi. Ne kadar ilginç di mi? Sadece yarım günde…

    photo 2

    Bugün gördüğümüz figürler, bunca yıl nasıl olmuşta  kumların altında kalmamış? sorusu aklımdan çıkmıyor hiç. Belki de kaldılar ve sonrasında 1926 yılında keşfedildiler. Bugün fırtınalar ile üzerleri kapanıyor yine belki. Ama koordinatları bilindiğinden sonrasında bazı yöntemler ile üzerindeki kumlar temizleniyor belki de. Kim bilebilir ki?

    Ama bugün bir gerçek var ki bu çizgilerin tamamının hala ortaya çıkmadığı. Bunu yazabiliyorum çünkü Ağustos 2014′ de, yaşanan büyük kum fırtınasının ardından yeni nazca çizgileri ortaya çıktı. 60 metre büyüklüğünde ki bu şekil yılan, deve hatta lamaya benzetiliyor. Yanında da başka bir kuş figürü bulunuyor. Demek oluyor ki, daha yüzlercesi olabilir.

    New lines.JPG

                                                                                 *** Bu fotoğraf  ‘dailymail.co.uk’ sayfasından alınmıştır.

    Peki kim bu Nazcalılar?

    h2_1978.412.63  Ica ve Nazca bölgelerinde yaşamış, 1000 yılı aşkın geçmişi olan İnkalardan önceki kültür. En belirgin özellikleri ileri derece mimariye sahip olmaları. Yapmış oldukları yeraltı su kanalları ile köylere su akışını sağlamayı başarmışlar. Bugün bile bazıları hala kullanılıyor.

     Renkli seramik yapımı ve işlemeleri konusunda ki başarıları arkeolojik kazılar sırasında çıkartılan kalıntılardan anlaşılıyor.

    O dönemde mumyalama konusunda da ileri derecede bilgiye sahip olduklarını bilim adamlarının yaptıkları araştırmalar söylüyor.

    AC -02 Cahuachi Pyramid COmplx -0

    Barışcıl ve koyu dindar oldukları düşünülen Nazcalıların nasıl yok olup gittikleri ile ilgili araştırmacıların tahminleri, kendi ekosistemlerinin düzenini bozmalarından kaynaklı.

    Günün sonunda gerçek şu ki, ne Nazca halkı, kültürü ve yaşamları ile ilgili ne de ne amaçla o çizgileri çizdiklerine dair kesin herhangi bir bilgi bulunmuyor. Ve her geçen gün yapılan kazılar ve araştırmalar başka bir gerçekliğe ışık tutuyor.

    Belkide hiç bir amacı yok bu çizgilerin. Belki sadece asırlar sonra bile adlarından bahsettirmek için yaptılar bunları. Belki hep hatırlanmak için belki de hep gizemli kalmak için. Belki uzaylılar çizdi gerçekten, belki sadece Tanrıların görebilmesi için yaptılar. Belki içinde gerçekten astroloji gizli bugün bildiğimizden farklı. Belki yaşamlarını veya kültürlerini anlatmaya çalıştıkları dev şekiller. Kim bilir!

    Click for cost .

    photo 1

  • Ay Vadisi, Wadi Rum

    Ay Vadisi, Wadi Rum

    Vadi, içine dalmadan yolda karşılıyor sizi. Sarı ve kırmızının güneşin ışıltıları ile dansı, sizi gerçek dünyadan alıp hayal dünyasının içine bırakabilecek cinsten. Tek düşünebildiğin biran önce oraya dalıp kaybolmak…

    DSC_1010

    Bu kez, ‘‘burada kimler yaşamış, kültürleri ve hayatları nasıldı?’’ gibi sorular yoktu aklımda. Doğanın o mucize dediğimiz güzelliği ile karşı karşıya kalınca başka bir şeye odaklanamıyordum. ‘‘Çöl gibi mi?’’ Evet. Ama uçsuz bucaksız çöl değil. Her yerden kum tepeleri daha doğrusu kayaları yükseliyor. Yıllarca güneşe, yağmura, rüzgara meydan okumamışlar, onlar ile birlik olup kendilerine büyüleyici bambaşka güzellikler yaratmışlar. Size de sadece oturup seyretmesi veya tepelerine çıkıp gün batımı ya da doğuşunu izlemek kalmış. 😎

    DSC_1018

    Doğal güzelliğinin büyüsü ile dalıp gitmiş olsam da unutulmaması gereken bir gerçek var ki; 12.000 yıllık geçmişi ile 74.000 hektara yayılan Wadi Rum diğer adı ile Ay Vadisi,  sadece doğal kemerler, dar boğazlar, mağaralar veya renkli kum kayaları içermiyor.  20.000 yakın yazıt, 25.000 kaya oyması ve 154 farklı arkeolojik kombinasyonları ile insanlık tarihinin evrimi ve alfabetik gelişimine tanıklık ediyor. Durum böyle olunca, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine adını yazdırıvermiş  😉

    Khazalie Canyon_0

    Vadi içerisinde yüzyıllar boyunca inanılmaz güzel değişimlere uğramış bir tepe gördüğünüzde, ‘‘acaba daha ilerdeki o kayalarda ne var?’’ Sorusunu sormadan edemiyorsunuz ama, unutmayın o kadar büyük bir alanın hepsini gezmeniz mümkün değil. Evet, bu vadide insan kaybolmak istiyor ama en doğrusu   ‘‘Turizm Merkezi’’ nden gerekli bilgileri aldıktan sonra yola çıkmak. Vadi’ de yürüyüş yapabileceğiniz gibi jeep, veya deve ile de tüm güzellikleri olmasa da sizi etkileyecek şeylerin hepsini görebilmek mümkün.

    IMG_2550

    Peki ‘‘Wadi Rum’ da ziyaretçilerin en çok görmek için gittiği yerler nereler?’’

    İşte bunlardan birkaçı ;

    Lawrence’ın bahar; etraftaki kayaların üzerinde çekici birçok yazıt görebilirsiniz. Khazali kanyonu; hiking için sizi çağırıyor. Dar ve derin kanyon sizi etkilediği gibi, gördüğünüz kaya yazıtları da sizi düşündürüyor.

    IMG_2649

    Alameleh Yazıtları; develeri ve yaban hayatını anlatan antik kaya çizimlerine harika bir örnek olarak karşımızda duruyor. Burrah kanyonu; renk cümbüşünü barındıran dağlar arasındaki uzun ve derin bir kanyon. Kanyon, yürüyüş sırasında güneş ile beraber sarının ve turuncunun uyumunu gözler önüne serebilmek için sizi çağırıyor.

    DSC_1064-002

    Kaya köprüsü; Bir kum kayasının yüzyıllar boyunca rüzgar, yağmur ve güneş ile nasıl bir işbirliği içine girdiğini görebileceğiniz en güzel noktalardan biri.

    Rock Bridge, Wadi Rum

    Kum tepeleri; dağların arasında oluşmuş bu tepeler size eğlence ve keyfi bir arada sunuyor. Tırmanmak, yuvarlanmak hatta kaymak için sizi bekliyor. Günbatımı(Al Ghuroub); bu keyif içinde birçok yer bulmak mümkün. Gün doğuşunun güzelliği gibi gün batımınında cazibesini Wadi Rum’da yaşamalısınız.

    DSC_1075

    Nebati Tapınağı(Aretas); Nebatilerin ibadet yeri. Allat(tanrıça) tapınağı kalıntılarıının üzerine yapıldığı söyleniyor. Ve son olarak ekleyebileceğim yer Bilgeliğin Yedi Sütünu; 1. Dünya savaşı sırasında Osmanlılara karşı Arap ayaklanmasına öncülük etmiş Lawrence’ ın anısına Wadi Rum’da bazı kayalara adı verilmiş. Burası Lawrence’ ın yazdığı hayal gücü ile gerçekliğin iç içe geçtiği otobiyografi kitabının da adı.

    Seven_Pillars_2008_e5

     Peki buraya nasıl gidilir?

    Wadi Rum, Akabe’ den sadece 60 km uzaklıkta buluyor. Akabe’ den nasıl gidilir? Bilgisisine Akabe yazısından ulaşabilirsiniz.

     Petra’ dan Wadi Rum’ a 5JD’ ye sabah 6:30’ da kalkan otobüs ile gidebilirsiniz. Yolculuk yaklaşık 2 saat sürüyor. Petra’ dan ayrılan tek otobüs olduğu için biletinizi önceden almayı unutmayın. Aynı araba 8:30 gibi Wadi Rum’ dan ayrılarak Petra’ ya geri dönüyor. Eğer sadece bir gece konaklama yapacak ve ertesi gün geri dönecekseniz biletiniz muhakkak elinizde olsun. 120 km. yolu isterseniz 40-50 JD’ ye taksiyle de gidebilirsiniz.

    Amman’ dan direk otobüs bulma şansı ne yazık ki yok. Akabe otobüslerine binerek yolda inmeniz ve buradan ”Turizm Merkezi” ne otobüs ile gitmeniz gerekiyor veya 350 km. yolu 100-120 JD’ ye taksi ile gidebilirsiniz.

    Konaklama içinde ihtiyacınız olan tüm bilgilere ‘‘Turizm Merkezi’’den bulabileceğinizi, unutmayın!

    IMG_2711

    Bedevi çadırlarında yapacağınız konaklamalar hafta içi ve sonu fiyat farklılığı gösterebiliyor. Fiyatlar 60 TL den başlıyor, orta halli bir yerde kalmak için yaklaşık 120 TL ödemeniz gerekiyor.

    IMG_2862

    Şanslıysanız seçtiğin kampta yöresel bir yemek olan ‘‘Zarp’’ yeme şansınız yüksek. Pişirme şekli bizde ki kuyu kebabına benziyor. Tavuk, pilav ve sebzeler ayrı ayrı kumun altındaki çukurlarda pişirildikten sonra size sadece afiyetle yemesi kalıyor.

    YOLA ÇIK! SINIRLARI GEÇ! HAYATI KEŞFET!

    IMG_2775

  • Kayaların Kayıp Şehri, Petra.

    Kayaların Kayıp Şehri, Petra.

    Hangi cümle anlatır onu bilmiyorum ki!

    Picture-of-Jordan-6_Fotor

    O rengarenk kayaların arasında yürümek miydi bu kadar etkileyici olan yoksa, o kayalara açılmış boydan boya yanımda uzanan su kanalları ile şehrin beslendiğini düşünmek mi? Yeri veya konumu değildi bu kez büyüleyici olan, onu insan gücünün-elinin yapmış olmasıydı.

    Petra yürüyüş rotası
    Dünyanın yeni harikasından birisi Petra

    O daracık yoldan meydana açılan kapıda karşınıza geçmiş size gülümsüyor. Ama siz bir adım daha atıp meydana girip selam veremiyorsunuz bir türlü. Çünkü o güzelliğe şaşkınlıka bakarken donup kalıyorsunuz olduğunuz yerde. Binlerce fotoğrafta aynı kareyi görmüş olsanızda yine de ilk kez görmüş gibi vuruyor sizi Petra! Birde oturup güneşin açısı değiştikçe Al-Khazneh’ in renklerinin, sarıdan pembeye, kırmızıdan turuncuya geçişlerini seyrederken söylenecek ne bir söz, ne de bir kelime kalıyor. ‘Şaşkınlıktan dilimi yuttum’ tamda bunun için söylenir işte!

    2200 yılı aşkın tarihi olan Petra’nın M.Ö. 312 yıllarının başında Nebatiler’ in başkenti olarak kullanıldığı düşünülüyor. Bugün hala Petra’ nın muazzam kaya oyması Al-Khazneh’ in, neden yapılmış olduğu ile ilgili araştırmalar devam ettiği gibi, adından anlaşıldığı üzere (El-Hazne) kayıp hazineler ile ilgili söylentilerde devam edip gidiyor…

    Nerdeyse beş yüzyıl boyunca dış dünyaya kapalı kalmış bu şehir 1812 yılında, İsviçreli kaşif Johann Ludwig Burckhardt sayesinde dünya ile tanışmış. 1845 yılında şair John William BURGO’ nun Petra için yazdığı ‘ Tarihin yarısı kadar yaşlı gül kırmızısı şehir’ ile Newdigate yılın şiiri ödülü almasıyla dikkatleri daha da fazla üzrine çekmeyi başarmış. Bugün Peru’ daki Machu Picchu ile kardeş şehir olarak anılan Petra 1985 yılında UNESCO dünya mirası listesinde yerini alırken, 2007 yılında da yeni 7 Dünya Harikası’ ndan biri olmuştur.

    DSC_0388Nam-ı değer Gül Şehri, bugün Ürdün’ ün simgesi haline gelmiş. Amman’ dan 260 km, Akabe’ den 120 km uzaklıkta bulunan Petra antik şehri , Lut Gölü ile Akabe körfezi arasında yer almaktadır. Antik şehirde birçok ev, tapınak ve tiyatro bulunmaktadır. Tarihteki yaşına bakıldığında birçok dönemin (Nebati, Roma, Bizans…vb) tarihi eserlerinin birleştiği muhteşem bir yer olmasına şaşmamak gerekiyor.

    Petra Antik Şehri’ nin bulunduğu vadi, ‘İpek Yolu’ olarak bilinen Çin, Arabistan, Hindistan ve Mısır ile, Roma, Suriye ve Yunanistan’ ın bağlandığı ünlü ticaret yolu üzerinde bulunuyordu. Bu nedenle, Arap Yarımadası’ ndan gelen ve kökenlerinde göçmen olan Nebatiler’ in ticaret yollarını kontrol etmesi ve zaman içerisinde büyük bir ticaret krallığı haline gelmiş olması sürpriz olmasa gerek. 😉

    Petra Antik Şehri’ nde görümesi gereken yerler, haritadan da göreceğiniz gibi hatrı sayılır düzeyde.

    Screen Shot 2014-11-28 at 11.50.22 PM

    Her yeri karış karış gezmek istiyorsanız en az iki gününüzü ayırmanız gerekiyor. Olmazsa olmazları görsem dediğinizde hızlı bir gün sanırım sizi kurtarır. Yaz ve kış aylarında sabah 6’ da açılırken, yazın akşam 6 kışın ise akşamüstü 4 de kapanıyor Antik Şehir. Rahat gezebilmek ve fotoğraf çekebilmek istiyorsanız açılış saatinde orda olmanızı tavsiye ederim. Giriş ücreti, 90 JD.

    IMG_2456

    IMG_2416

    Ayrıca gece mum ışıkları altında Petra’ yı görmek isterseniz Pazartesi, çarşambe ve Perşembe günleri akşam 8:30 ile 10:30 arasında yürüyüşe ve gösteriye 17 JD’ ye katılabilirsiniz.

    Girişten Al-Khazneh’ ye kadar olan yürüyüş yolu 1.2 km. Bu yol Al-Siq olarak adlandırılıyor. Sizi kayaların arasında daracık yollar bekliyor.Sanırım canyonun en geniş yeri 5-6 metreyi buluyor. Yolu, kayaları, renkleri ve manzarayı görünce aklıma ilk gelen Alice Harikalar Diyarı’ nda oldu. Ara arada İndiana Jones ve Mumya film karelerinin içine girip çıkmadım dersem yalan söylemiş olurum  😆

    DSC_0364

    DSC_0376 IMG_2228Yükseklikleri 180 metreyi bulan canyonun arasında yürürken manzarasizi gerçekten büyülüyor ve hiç bitmesin istiyorsunuz. Şaşkın şaşkın etrafa bakarken bir anda o daracık aradan süzülen muzzam bir şey sizin adım atmanızı engelliyor ve çakılıp kalıyorsunuz. Al-Khazneh, size göz kırpıyor.

      O daracık meydana girdiğinizde ağzınızı kapatmayı unutmayın! Sizi renk cümbüşü ile muazzam mimarisi ile içine çekiyor hemen. Kralın hazinelerinin burada saklandığının düşünülmesinden kaynaklı ismi Hazine(Khazneh). El-Hazne’ nin taşları güneşle beraber sabah yumuşak sarı ve şeftali tonundayken, ikindi vaktinde , turuncudan kırmızıya doğru renkleri değişiyor. Gün batımında ise yaşların renklerinin yoğun kırmızıya döndüğünü görebilirsiniz.

    El-Hazne’ nin yanından devam ettiğinizde sizi Roma Amfitiyatro geliyorsunuz. Nebatiler’ in yaptığı bu alan daha sonra Roma döneminde genişletilmiş. 7000 adet oturma yeri mevcut. Hemen karşısında Royal Tombs adı verilen Kral Mezarlarını görebilirsiniz. Yola devam ettiğinizde tabelalar sizi Bizans Kilisesi’ ne çıkartacaktır.

    IMG_2263

    Screen Shot 2014-11-28 at 1.02.36 AMPetra Antik Şehri ve vadiyi en güzel göreceğiniz noktalarda birisi, şehrin en kutsal alanı The High Place of Sacrifice. Zamanında Nebatiler’ in tanrılara kurban vermek için kullanılıyormuş. Buraya çıkış için birden fazla yürüyüş rotası bulunuyor. En kısa yol 1.5 saatalırken en uzun yol 3 saati buluyor. (gidiş-dönüş

    Bir diğer görülmesi gereken yerlerin başında antik şehrin en büyük anıtı El-Deir Manastırı geliyor. Anıt, El-Hazne ile aynı tarza sahip, yapılışının M.Ö 1. yüzyıl olduğu tahmin ediliyor. Görmek için 800 basamak çıkmanız gerekiyor ve bunun için yaklaşık bir saatinizi ayırmalısınız. Ama isterseniz eşşekler ile yaklaşık 10 JD’ ye çıkabilirsiniz. Onların sizden daha hızlı çıkmadığını ve pazarlık etmeniz gerektiğini unutmayın.

    Screen Shot 2014-11-28 at 1.07.03 AM

    Ürdün’ e yolunuz düşüyorsa Petra Antik Şehri’ nin büyülüyeci güzelliğini görmeden dönmeyin. Yüzyıllara meydan okuyan bu şehir sizi tarihin derinliklerinde bir yerden başka bir yere götürüyor. Birçok döneme ait kültür, yaşam ve kalıntıları bir arada tutan muhteşem bir birleşim Petra.

    IMG_2316

  • Rota İnkalar Güney Amerika 1. Gezinin En’leri

    Rota İnkalar Güney Amerika 1. Gezinin En’leri

    92 günlük Kolombiya, Ekvator, Peru, Bolivya ve Amazon  yolculuğunun en iyi, güzel, tehlikeli, eğlenceli ve keyifli olanları yerleri nerelerdi?

    KOLOMBİYA:

    Guatepe Barajı, Guatepe

    Guatepe6-001

    Las Lajas Katedrali, İpiales

    450px-Santuario_Las_Lajas

    EKVATOR:

    Mitad Del Mundo, Quito 

    mitatel12-001

    Cotopaxi, Latagunga 

    cotopaxi-001

    Med-Cezir, Canoa

    canoa3

    Dünya’nın Sonunda Sallanmak, Banos

    Salıncak-001

    PERU:

    Chan Chan, Trujillo

    DSC_1072

    Paracas Parkı, Paracas

    DSC_0456-001

    Nazca Çizgileri, Nazca

    DSC_0728-001

    Machu Picchu, Cusco

    1507039_634579003298949_4164852724916334946_n

    Lares Yolu, Lares

    DSC_0115 3

    BOLİVYA :

    Güneş Adası, Titikaka Gölü

    IslaSol4

    Tuz Çölü, Uyuni

    DSC_0983-001

    AMAZON, YAĞMUR ORMANLARI

    Maymun Adası

    maymun3-002

    Pirena Tutmak

    DSC_0111

    Pembe Yunuslar İle Yüzmek

    GOPR0084

    Puerto Nino

    DSC_0410

    Yola Çık! Sınırları Geç! Hayatı Keşfet!