Şili, şarapları ile ünlü ülkelerden birisi. Santiago – Valaparioso yolunu araçla yapıyorsunuz. Casablanca bölgesine geldiğinizde üzüm bağlarını ve neredeyse adım başı bulunan Vino tabelalarını görebilirsiniz.
Ayrıca Santiago çevresinde de (yaklaşık bir saat uzaklıkta) şarap bağlarını bulabilir ve ziyaret edebilirsiniz. Günübirlik şarap turları bulmanız mümkün.
Ben arkadaşım ile beraber Cocha Y Torro’ ya gittm. Hem en eskilerinden hemde tur firmalarıda dahil birçok kişinin görmek istediği bir yer. Eski olmaları, markaları ve üzümlerinin çeşitliliği daha fazla ziyaretçiye neden oluyor sanırım. Giriş 30.000 pesostu.
Bağlarında 26 çeşit üzüm bulunuyor ve kendi markaları adı altında toplam 13 çeşit şarap üretiyorlarmış. Diğer firmalara verdikleri üzümler ile beraber toplamda 23 çeşit şarap üretiliyormuş.
Bağda ağırlıklı kırmızı üzüm vardı. Nedenini sorduğumda, Şili’ nin iklimi ve koşullar daha çok kırmızı üzüm yetişmesini sağlıyormuş. Bu nedenle, Şili genelinde %75 kırmızı, %25 oranında beyaz üzüm yetiştiriliyormuş.
Şarapları özel fıçılarda 16-20 ay arası beklettikten sonra satışa gönderiyorlar. Kullandıkları ağaç nedeni ile kırmızı şaraplarının tadı çok kesin ya da acı değil. Çünkü fıçı içerisinde içilmeye hazır hale geldiğini, tadlarının hafif çikolata ya da vanilya aromasını almasıyla anlaşılıyor. Bu, fıçı için kullandıkları ağaçtan kaynaklıyımış. Ne kadarı doğru bilmiyorum ama bir fıçının maliyetinin 1200 USD olduğunu söylediler. Gerçi denediğim üzümlerin o kadar tatlı olduğunu düşündüğümde ne kadar acı tadı olan bir şarap çıkar bilemedim 🙂
Özel şarap yetiştirmek için yerin daha altında tamamen doğal ortamı uygun hala getirelerek bekletilen şarapları bulunuyor.
Gezi süresinde 3-4 çeşit şarap deneme şansınızda oluyor 😉 Tab ağırlıklı olarak kırmızı şarap.
Santiago, bana göre turistik bir şehir değil Şili için çok fazla. Ağırlık şehir yaşamını bulacağınız bir yer. Havalimanından otobüsler ile ana metro istasyonlarına ulaşmak mümkün. 1.500-2.000 pesos ödeyerek. Görüp geçmek için iki konaklama yeterli olacaktır. Santiago gezilecek yerlere göz atabilirsiniz.
Kısa kısa Şili’ nin başkenti Santiago gezisinden notlar, aklınızda bulunması gerekenler;
* Sürekli otobüs ya da metro kullanacaksanız bir tane bip kart edinebilirsiniz. Tek yön toplu taşıma ücreti 600 pesos.
* Şehir merkezinde konaklamak için Santa Lucia bölgesini tercih edebilirsiniz. Hostel fiyatları 9.000 pesos, hotel fiyatları ise 25.000 pesostan başlıyor.
* Otobüsler 24 saat çalışıyor. Metro is sabah 7′ den akşam 11:30 a kadar kullanılabiliyor.
* Metro ile yolculuk edecekseniz sabah 7-9, akşam 6-7 arasını tercih etmeyin çünkü inmekte binmekte mümkün değil. Otobüsler o saatlerde biraz daha rahat gibi görünüyor olsa da trafik ilerlemediği için gideceğiniz yere zamanında ulaşmanız mümkün olmayabilir.
Birisi metro mu dedi?
* Plaza de Armas, şehir merkezi olduğu için her daim kalabalık olabiliyor. Burada gezinirken dikkat edin çünkü çok fazla evsiz insan, dilenci ve kapkaççı göreceksiniz.
* Havalimanından yerel otobüsler ile ana metro istasyonlarına 2.000 pesosa ulaşım sağlayabilirsiniz. Otogarlardan da metro kullanabilmek mümkün.
* Şehirlerarası yolculuk için en uygun olanı otobüsler. Uçaklar tek yön bilet satmak istemedikleri için fiyatları yüksek. Tren ise çok tercih edilen bir ulaşım şekli değil.
* Şili’ nin en iyi otobüs şirketi “Tur Bus” fiyatları diğer firmalara göre çok az yüksek olsa da araçlarının çok rahat olduğunu söyleyebilirim. Koltuk olarak: cama , semi cama, salon cama ve premium alternatifleri var ve saatlere görede indirimleri.
* Unutmayın! Otobüs yolculuğunuz ister 3 saat isterse 10 saat olsun, mola vermeden gidiyorlar. Yanınıza yiyecek içeceğinizi almayı unutmayın!
* Yemek fiyatları çok değişken. Basit bir burger fiyatı en ucuz 2.500 pesos. Alkollü içecekler barlarda 2.000 pesostan başlıyor. Küçük bir su almak istiyorsunuz benim en ucuz gördüğüm 470 pesostu.
* Her yerde alışveriş merkezi bulmanız mümkün. Ucuz birşeyler bakıyorsanız Plaza de Armas çevresini tercih edebilirsiniz.
* Gezerken bir çok market bulma şansınz var. O yüzden çok fazla yiyecek, içecek sıkıntısı çekmezsiniz.
* Restorantları %10 tip ekliyorlar hesaba. Neredeyse gelen tüm hesaplarda bunu göreceksiniz.
* Lokal içeçeklerin tadına bakmayı unutmayın.
* Priz girişleri avrupa ile aynı. Ben Amerika fişleri ile gelince çevirici almak zorunda kaldım 🙂
* Şili, Güney Amerika’ nın en modern ve avrupalı görülen şehirlerinden olsa bile bir.ok kişi ingilizce bilmiyor, sadece ispanyolca konuşuyorlar. Bu nedenle, basit kelimeleri öğrenmenizi ya da yanınızda sözlük bulundurmanızı tavsiye ederim.
İkinci Güney Amerika gezisi, harikalar diyarına yolculuk dedik. Dünyanın doğal güzelliklerini görmek ve bir kere daha içinde bulunduğumuz dünyanın ne kadar muhteşem bir yer olduğunu anlamak dedik. Ama hazır buraya gelmişken, Güney Amerika ülkelerinin başkentlerini veya görülmesi gereken büyük şehirlerini görmeden dönmek ayıp olur 🙂
Latin Amerika gezisinin ilk durağı Santiago, Şili ama ben hala İstanbul’ dan ayrılıp ayrılmadığıma emin değilim ki yola çıktığıma ikna olayım!
Sizce Şili’nin başkenti Santiago’ daki yaşam ile İstanbul’ daki ne kadar farklı?
1- Akşam televizyonu açıp neler var diye bakıyorsun. Bir kanalda ”Fatmagül’ ün suçu ne”, diğer kanalda ”Ezel” oynuyor. Ve insanlar diziyi takip ediyorlar. Şili’ de şu anda oynayan Türk dizileri: Fatmagül’ ün suçu ne, Ezel ve Binbir gece masalı.
Turk dizileri Şili’de popüler
2- Ana cadde üzerinde Atatürk heykelinin önünden geçebiliyorsun. Ama bizden daha çok insanın dönüp baktığı ve altındaki yazıyı okuduğu kesin 🙂
Şili’ de Atatürk heykeli
3- Sabah ve akşam bence yola çıkmayın. İnanılmaz bir trafik var. 5 km. yolu 20 dakikada ancak alabiliyorsun. Bizde metrobüs burada ise metro. Metro’ ya binmek ve inmek mümkün değil. İnsanlar sürekli birbirini itip duruyor.
Birisi metro mu dedi?
4- Gençler toplu taşımalarda çığlık çığlığa. Kavga mı ediyorlar yoksa sohbet edip eğleniyorlar mı anlamak zor oluyor bazen.
5- En tehlikeli yerler en kalabalık şehir merkezleri. Plaza de Armas’ ı Kadıköy veya Taksim diye düşünürsek, hava karardıktan sonra önünüzü her an biri kesebilir ve para isteyebilir. Ya da kapkaç olayı olabilir. Ben bile yaşadığıma göre 🙂
6- Akşam saatlerinde Santiago merkezde yere tezgah açan kişilerin bunu yapması 30 saniye sürüyor ve polis geliyorsa 10 saniyede toplanıp kaçabiliyorlar (Plaza de Armas). İstanbul’ da hiç alışkın olmadığımız bir sahne 🙂
7- Haftasonları Santiago’ daki barlar sokağı dolup taşıyor. İstanbul’ daki bazı bölgeler gibi haftasonları yaşam hiç durmadan akıp gidiyor.
8- Sokaklarda geziyorum ama Şili’ li insanlar ile benzer yanlarımız o kadar çok ki İspanyolca konuşmadıkları sürece hala İstanbul sokaklarında gibisin.
9- Santiago’ da bir bölgeye bakıyorsun binalar yükseliyor, diğer bölgede eski iki, üç katlı evleri buluyorsun. Bir cadde de yürüyorsun tüm ünlü markalar, restoranlar var. Arka sokağa bir geçiyorsan yürüsem mi yürümesem mi diye düşünüp tekrar diğer sokağa geçiyorsun. Acaba size tanıdık geldi mi, İstanbul için?
10- İstanbul’ da kaç tane alışveriş merkezi var? Neredeyse her semtte bir tane var sanırım. Santiago’ da alışveriş merkezleri ünlü. Her yerde koca koca alışveriş merkezlerini bulmanız mümkün.
2014 yılı, ilk uzun gezilerin başlangıcı oldu. Ve hayal gibi görünen Amerika Kıtası‘ na hayalden gerçeğe bir yolculuk yapma şansını buldum. Bu yolculuk sırasında dünyanın doğal güzelliklerinden bir kaçınıda Latin Amerika’ da görmek ve onların büyüsü arasında kaybolmak, 2015 yılının ilk rotasını belirlemede kolaylık sağladı 🙂
Geçtiğimiz yıl daha çok, okuduğum ve merak ettiğim medeniyetlere ve kültürlere uzanan yolculuklarla geçti. Mayalar, İnkalar, Bedeviler, Tikal, Yucatan, Petra, San Atitlan, Peru, Ekvador, Bolivya… diye uzandı. Tarihin gizem ve sırlar ile dolu Tikal’ i, dünyanın yeni yedi harikasından biri Machu Picchuve Petra, Nazca çizgileriderken inanılmaz yerlere gitme şansı bulduğum gibi bunları sizlerle paylaşma fırsatı bulabilmek inanılmaz bir keyifti.
2014 yılında tarihe, medeniyetlere yolculuk yaptık. Diyorum ki 2015 yılı, dünyanın doğal güzelliklerine yolculuk yılı olsun. Dünyamızın ne kadar muhteşem olduğunu yeniden hatırlayalım. Ve onların nesilden nesile aynı güzellikte kalmaları için her zaman çevreyi ve doğayı koruyalım.
Avrupa ve Amerika’ da yalnız bir kadın gezgin olmakçok kolaydı. Zorluklarını ilk kez Guatemala ile anladım. Arkasından El Salvador ve Kolombiya geldi. Odaya yalnız kendimi kapattığım zamanlarda sizler ile sohbet etmek yolculuğun o korkularını keyifli hale çevirmişti. Gelin bu seferde, Latin Amerika’ nın doğal güzelliklerini karış karış beraber gezelim, beraber eğlenelim.
Güney Amerika gezisi kaldığı yerden devam. Nereler gezilecek yerler listesinde?
Bolivya : İlk durak başkent La Paz. Ardından 3 veya 4 günlük Salar De Uyuni.
Şili : Atacama Çölü’ ne geçiş. La Serana ve Valparaiso üzerinden başkent Santiago. Sanırım buradan 2 günlük Mendoza turu beni bekliyor 🙂 Ve Patagonya için Pucen’ e yolculuk. Yakın zamanda yanardağ patlaması nedeni ile Pucen’ e gidiş nasıl olacak tam kestiremiyor.
Arjantin : Patagonya’ ya ne yazık ki kışın ilk aylarında giriyor olacağım. Otobüs ve bot seferlerinde azalma olacağı için hangi rotayı takip edeceğimi birazda o gün gösterecek. Bu nedenle, Patagonya gezisi boyunca bir Arjantin bir Şili yapıyor olacağım. Şu an için Patagonya gezilecek yerler listesinde Bariloche, El Balson, El Calafate, Punta Arenas ve Los Glaciares bulunuyor.
Bu kez bir aksilik olmazsa en güney uca Ushuaia inip oradan Buenos Aires’ e doğru bir yolculuk bizi bekliyor.
Uruguay : Buenos Aires’ den başkent Montevideo’ ya geçiş. Uruguay’ da çok fazla kalmayı planlamıyor. Ama yolda her an her şeyin değiştiğini de bilmiyorum 🙂 Şimdilik Uruguay gezilecek yerler listesinde Montevideo, Durazno, Paysandu ve Salto bulunuyor.
Paraguay : Paraguay’ da kısa bir mola gibi görülecek ülkeler listesinde bu gezide. Paraguay gezilecek yerler için Pasadas, Asuncion, Caaguazu ve Ciudad Del Este yer alıyor.
Brezilya : Eğer zaman kalırsa Brezilya’ da yapmak istediğim çok şey var. Şimdilik Brezilya gezilecek yerlere Iguazu şelaleri, Porto Alegra, Curitiba, Sao Paulo ve Rio de Janeiro’ yu dahil etmiş durumdayım.
Güney Amerika’ ya gitmek için yazılabilecek öyle çok şey var ki… Tarihi, yaşamları, insanlık tarihinin gizemleri ve muhteşem doğal güzellikleri. Latin Amerika gezisi yapmak isteyip haritaya bakıp, kısa bir araştırma yaptıktan sonra öyle 3-5 günlük gidilebilecek bir yer olmadığını hemen görebiliyoruz. Gezi için seçim yapmaya kalksak hangi birini ilk sıraya alacağımızı bilemiyoruz.
Birçok kişinin hayallerini süsleyen Güney Amerika gezisi için doğal güzelliklere şöyle bir göz atalım dersek bakalım listeye neler giriyor?
Dünya’ nın ne kadar güzel ve muhteşem bir yer olduğunu bize tekrar tekrar hatırlatan Güney (Latin) Amerika’ nın doğal güzellikleri;
Amazon Yağmur Ormanları
Amazon Yağmur Ormanları
Bugün dünyanın yeni yedi doğal harikasından biri ve dünyanın en büyük yağmur ormanı. Dünyanın ne kadar güzel bir yer olduğunu ve onu korumamız gerektiğini bize tekrar tekrar hatırlatan öncelikle Latin Amerika’ nın sonra da dünyanın muhteşem doğa güzelliğini dokuz ülke birden misafir ediyor. Peru, Venezuela, Ekvador, Bolivya, Brezilya, Guyana, Kolombiya, Surinam ve Fransız Guina’ sı.
Amazonlar, Peru
Iguazu Şelaleleri
Amazon yağmur ormanları gibi Iguazu Şelalesi’ de dünyanın yeni yedi doğal harikasından birisi ve içinde 275 tane şelale barındırıyor. Bu dünya ve Güney Amerika’ nın doğa güzelliğine Arjantin ve Brezilya ev sahipliği yapıyor.
Iguaza Şellaleri, Arjantin ve Brezilya
Fotoğraf http://en.wikipedia.org/wiki/Iguazu_Falls#/media/File:AereaFoz.jpg alınmıştır.
Patagonya
Arjantin ve Şili’ nin ev sahipliği yaptığı Patagonya’ da hangi doğal güzellikleri hangi muhteşem şeyleri yazsam bilmiyorum. Göller bölgesi, Perito Moreno Glacier, Torress Del Paine Ulusal Parkı ve Mount Fitz Roy bunlardan sadece bir kaçı.
Perito Moreno Glacier
Fotoğraf http://www.nathab.com/photo-tours/latin-america/patagonia-photo-tour/ alınmıştır.
Andes (And) Dağları
Dünyanın en uzun sıradağ zinciri. Latin Amerika’ da nereye giderseniz gidin o sizi bulacaktır.
Andes (And) Dağları arasında kayıp şehir, Machu Picchu
Galapagos Adası
Volkanik bir ada olan Galapagos, Ekvador sınırları içinde doğal yaşama ev sahipliği yapıyor ve binlerce canlı türünü barındırıyor. Galapagos, Ekvador’ da vahşi yaşam ve canlı çeşitliliği ile ilk sıralarda yerini alıyor.
Angel Şelalesi
Bugün Venezuela denildiğinde sanırım bir dünya güzellik yarışmaları ve Angel şelaleri akla geliyor 🙂 UNESCO dünya mirası listesinde yer alan Angel aynı zamanda dünyanın en yüksekten kesintisiz akan şelalesi.
Latin Amerika’ nın en büyük ve dünyanın en yüksekteki gezilebilen gölü olan Titicaca bugün hala İnkalara ev sahipliği yapıyor. Bolivya ve Peru sınırında bulunuyor.
Dünyanın en yüksekteki gezilebilir gölü, Titicaca
Atacama Çölü
Şili sınırları içerisinde yer alan Atacama yaklaşık 120 km2 bir alana yayılmış. Atacama Çölü bir çok irili ufaklı tuz göllerini de içinde barındırıyor. Ve bugün dünyanın en kurak çölü.
Peru‘ nun ev sahipliği yaptığı Paracas, Pasifik Okyanusu’ nun tropikal çölü. Bir çölü böyle renkli böyle güzel görebileceğiniz ender yerlerden.
Paracas Ulusal Parkı, Pasifik okyanusunun tropikal çölü
Easter Island (Paskalya Adası)
Şili’ ye bağlı bu ada Polinezyalı Rapa Nui’ lerin kurduğu ve bugün hala onlara ait bozulmadan kalmış eserlerin bulunduğu bir yer. Bu nedenle, UNESCO dünya mirası listesine girmiş. Paskalya (Easter) Adası, dünyadaki yaşamlara en uzak bölgelerden biri. En yakınında bulunan Pitcairn Adası’ na bile 2000 km uzaklıkta.
Bolivya‘ da bulunan Salar de Uyuni, 3656 metre yükseklikte ve yaklaşık 10.500 km2 alana yayılmış. Dünyanın en büyük tuz gölü ama ben gördüğümden beri tuz çölü diyorum. 🙂
Lake Reflection, Yansımalar gölü, Salar de Uyuni, Bolivya
Alpamayo Dağı
Peru‘ da And (Andes) Dağları’ nın en etkileyici zirvelerinden biri. Zirve neredeyse pürüzsüz bir piramit şeklinde. 1966 yılında Alman dergisi Alpinismus tarafından yayınlanan fotoğraf ve yazı ile dünyanın en güzel dağı kabul edilmiş.
Alpamayo Dağı, Peru
Fotoğraf http://en.wikipedia.org/wiki/Alpamayo#/media/File:Alpamayo.jpg alınmıştır.
Mount Roraima (Roraima Dağı)
Masa dağlar olarak bilinen Roraima’ ya üç ülke ev sahipliği yapıyor. Brezilya, Guyana ve Venezuaela. Roraima Dağı dünyanın en eski jeolojik oluşumu. Geçmişi iki milyar yıl öncesine dayanıyor.
Amerika’ nın en derin kanyonuna Peru ev sahipliği yapıyor. Kanyonda ki renkler ve yaşam sizi fazlası ile içine çekebiliyor.
Amerikanın en derin kanyonu Colca Kanyon, Peru
Los Nevados Ulusal Parkı
Ulusal park, Kolombiya’ nın kahve bölgesinde bulunuyor. And Dağları’ nın devamı olan bu bölge içinde volkanları, gölleri ve termal tesisleri barındırıyor.
Lençois Maranhenses
Dalga dalga parıldayan beyaz kumları ile gözlerinize inanılmaz bir ziyafet çekiyor. Doğa mucizeleri böyle olur dedirtiyor. Bu ulusal parka Brezilya ev sahipliği yapıyor. National Geografic Lençois Maranhenses’ i şöyle tarif ediyor : Tepeden bakıldığında, kurması için asılmış beyaz çarşafların rüzgarda dans etmesi gibi.
Lencois Maranhenses, Brezilya
Fotoğraf http://executive.tur.br/blog/2013/10/lencois-maranhenses/ alınmıştır.
Benim için Güney Amerika denildiğinde aklıma gelen ilk şey hep dünyanın ne kadar güzel bir yer olduğu oldu. Latin Amerika’ da görülecek yerler denildiğinde söyleyebildiğim tek şey doğal güzellikler, doğanın mucizeleri oldu. Güney Amerika ve Orta Amerika’ ya yolculuk demek medeniyetlere ve doğaya yolculuk demektir.
İlk Güney Amerika yolculuğum ağırlıklı İnka Medeniyeti’ ne yolculuktu. Şimdiki ise dünyanın doğal güzelliklerine yolculuk olacak. Bir iki haftaya yeniden gitmeyi planladığım Latin Amerika gezisinde bakalım hangilerini görebilme fırsatı bulacağım. Fotoğraflarını çektikçe sayfada güncellemeler yapabilirim 🙂